İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) liderlerinin 22 Aralıkta Kudüs’te Türkiye’ye karşı ittifak niyetlerini belli etmeleri Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da siyasi gerilimi daha da artıracak bir adım oldu. Bunun öncesinde Lübnan, komşuları İsrail ve Suriye ile kara sınırlarını meşru bir zemine oturtamadan, GKRY ile 26 Kasım 2025 tarihinde Beyrut’ta Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)
Anayasa, bir devletin sadece hukuki çerçevesini değil, aynı zamanda toplumsal mutabakatını, ortak gelecek vizyonunu ve siyasi meşruiyetini de belirliyor. Modern dünyada pek çok ülke, anayasalarını etnik kimlikler üzerinden değil, eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü ve evrensel haklar temelinde şekillendirmeye çalıştı. Tabii ki bu her zaman mümkün olamadı: sorunlar yaşandı, yaşanıyor. Bugün hem gelişmekte olan ülkelerde hem
PKK’nın silah bırakıp siyasete dönmesi projesini MHP lideri Devlet Bahçeli yapmıştı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MİT Başkanı İbrahim Kalın da Meclis’te oluşturulmayı bekleyen Komisyonun ilk görüşmelerini 21 Temmuz’da Bahçeli’yle yaptılar. Bu görüşmelerin öncesinde PKK yöneticilerinden Cemil Bayık, Abdullah Öcalan’ın İmralı’da rahat çalışma koşulları sağlanmadan “kimsenin kendilerinden silah bırakmayı beklememesini” istedi. Bir koşul daha var.
Dışişleri Bakanlığı bir süredir kayıp olan üç Türk işçinin “Kaçak yollarla Lübnan’dan İsrail’e geçmeye çalışırken İsrail tarafından o bölgede düzenlenen bir hava saldırısında” öldürüldüğünü bildirdi. Bakanlık yazılı açıklamasında İsrail’in “hukuksuz” saldırısını “en güçlü şekilde kınarken”, İsrail’i “insan hayatını hiçe sayan ve bölgemizdeki gerilimi artıran, saldırgan politikalarına bir an önce son vermeye” çağırdı. Dışişleri Bakanlığı Türk
Mehmet Öğütçü ve Rainer Geiger Ortadoğu, yıllardır süregelen siyasi istikrarsızlık ve ekonomik çalkantıların izlerini taşıyan bir dönüm noktasında bulunuyor. Suriye ve Lübnan’daki krizler, bölgenin ne kadar kırılgan olduğunu acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Ancak bu derin krizin içinde, bölgeyi baştan inşa etme fırsatı yatıyor. Ve hiçbir ülke bunu tek başına üstlenemez; sadece Suriye’de yeniden
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, İsrail ve Lübnan arasında 60 günlük ateşkes anlaşmasının onaylandığını duyurdu. ABD Başkanı’nın “tarihi” olarak nitelendirdiği ateşkes Ekim ayından bu yana süren çatışmaların ardından 27 Kasım günü sabaha karşı yürürlüğe girdi. Biden, canlı yayınlanan açıklamasında, “Bugün varılan anlaşma uyarınca, yarın yerel saatle sabah 4’te Lübnan-İsrail sınırındaki çatışmalar son bulacak. Bu,
Önce Gazze ve şimdi Lübnan’daki insanlık trajedisini izliyoruz. Hamas’ın 7 Ekim saldırılarından bu yana tam bir yıl geçti. İsrail’deki Netanyahu yönetiminin bu saldırılara verdiği karşılık bitmek bilmiyor. Şimdi Hizbullah ve Lübnan. Çoğu çocuk ve kadın olmak üzere öldürülen binlerce insanın acısını duymak, bombalar altında ölüm korkusu ile günlerini geçirmeye çalışan ya da zorunlu olarak göç
İç savaş Hizbullah, İsrail saldırıları, suikast ve sabotajlarla, Lübnan’ın barut kokan havasını kısa süre bir kenara bırakıp birlikte bir zamanlar Doğu’nun Paris’i denilen Lübnan’a kısa bir yolculuk yapalım. Akdeniz’in o hırçın lacivert sularının kıyısında, yasemin kokuları ve sonbahar güneşi eşliğinde Sur (Tyre)’dan Trablusşam’a uzanan gizemli bir yolculuğa çıkalım. Fonda, Rodrigo’nun gitar konçertosunun Arapça dizeleri ve
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum’un “Devlet çözüm almadığı süreci tekrarlamaz” dediği gün derin Kürt ve Amerikan kaynaklarına sahip gazeteci Amberin Zaman, Al-Monitor haber sitesinde ilginç bir iddia ortaya attı. Üç ayrı kaynaktan doğruladığını söylediği habere göre hükümet, İmralı Cezaevindeki PKK kurucu lideri Abdullah Öcalan ile Irak’ın Kandil dağlarında üslenen mevcut PKK liderliğini görüştürmüş, silah bırakmalarını
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 10 Ekim sabah saatlerinde Lübnan’daki Türk vatandaşlarını tahliye etmek üzere gönderilen gemilerin Mersin’e doğru yola çıktığını duyurdu. Türk Silahlı Kuvvetleri çıkarma gemileri TCG Bayraktar ve TCG Sancaktar gemileri, TCG Salihresis fırkateyi eşliğinde iki gün önce 300 ton insani yardımla birlikte Beyrut limanına gönderilmişti. İki bine yakın Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu








