Rusya’da bir kez daha genel seçimler yapıldı. Seçimleri Putin beklenildiği gibi açık bir farkla kazandı. Zira Rusya’da Putin’e yönelik anlamlı ve kazanabilir bir muhalefet yok. Üstelik Putin bu seçimleri kendisine yönelik en güçlü muhalif olan ve daha önce suikast girişiminden kurtulan Alexi Navalni’nin hapisteyken şüpheli ölümünün gölgesinde kazandı. Daha da önemlisi Putin bu zaferi geçtiğimiz
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Mart’ta Vaşington’da ABD’li karşıtı Antony Blinken ile görüşmesi ve diğer temaları ardından düzenlediği basın toplantısında “Pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkânı var” dedi. Türkiye-ABD ilişkileri “mazisi olan” bir ilişkiydi, “Geçmişte pek çok krizler” yaşamıştı ve o “krizleri yönetme” konusunda da iki ülke arasında bir “hafıza
Papa Francis, Ukrayna’nın muhtemel bir yenilgiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürerek, daha büyük bir yıkımı önlemek için Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin “Beyaz bayrağı çekecek cesareti” gösterip savaşı bitirmek için Rusya’yla masaya oturması gerektiğini söyledi. 10 Mart’ta İsviçre radyosu RSI’ya konuşan Papa Françis, bu konuda aracı olmaya hazır olduğunu söyleyen Türkiye gibi ülkeler bulunduğunu, “işler daha
Batı’da NATO’dan Avrupa Birliği’ne, Biden’dan Scholz’a herkes savaş üçüncü yılına girerken Ukrayna’nın kahramanca direnişini övüyor, yerine getirilmemiş silah ve para vaatlerine yenilerini ekliyor. Ama işler cephede hiç iyiye gitmiyor. Bu yaz Ruslar öldürücü askeri darbeyi vurarak kendileri için ilave stratejik toprakları ele geçirip kazanımlarını konsolide edebilir beklentisi yaygın. Bir an evvel iki tarafı da tatmin
Rusya’nın Ukrayna’ya düzenlediği, topyekün savaşa dönüşen ve Dünya çapında siyasi ve ekonomik sistemde derin izler bırakan işgal operasyonunun üzerinden 2 yıl geçti. Saldırının yıldönümünde Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nden yüzlerce kişi ve kuruluşa yaptırım kararı çıktı. Yaptırımların arasında Türkiye’den de şirketler bulunuyor. ABD’den yaptırım yağmuru: Türkiye’den şirketler var ABD Başkanı Joe Biden 23 Şubat’ta
Amerikalı siyaset yazarı Ian Bremmer “Münih Güvenlik Konferansı etkisini yitiriyor” diye yakınıyor kurup yönettiği GZERO sitesinde; “Konferansın 60’ıncı yılı, ama özel bir etkinlik de yok, heyecanı sönmüş.” Bremmer, Konferansa dünya liderlerinin de eskisi kadar rağbet etmediğini saptamış. Aslında 2024 Konferans raporunun “Kaybet-kaybet” başlığını taşıması dahi pek çok şey anlatıyor. “Batısızlık” saptamasıyla başlamıştı Münih Güvenlik Konferansı
24 Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı ikinci saldırı dalgasından yaklaşık dört ay önce Ekim 2021’de Türkiye, 4.5 nesil yeteneklerine sahip 40 adet F16 Viper (F-16V) savaş uçağı ile Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterindeki 79 F-16 uçağını güncelleyecek modernizasyon kitlerini satın almak üzere ABD’ye başvurdu. ABD Kongresindeki 15 günlük sessizlik süresinin itiraz gelmeden dolmasıyla bu satışa
Baykar’ın İcra kurulu Başkanı Haluk Bayraktar geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan’daki Dünya Savunma Fuarında Reuters haber ajansına Ukrayna’da inşa edilmekte olan TB-2 fabrikasının bir yıl içinde üretime başlayacağını açıkladı. Kiev yakınlarında inşa edilecek fabrika yılda 120 dron imal edebilecek kapasitede olacaktı ama bunun ne kadarının TB-2, ne kadarının TB-3 olacağına henüz karar verilmediği anlaşılıyordu. Bu açıklamadan
Kongredeki 15 günlük itiraz (ya da sessizlik) süresinin 10 Şubat’ta dolmasıyla Türkiye’nin ABD’den almak istediği F-16V savaş uçaklarının satışı önünde engel kalmadı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake “X” hesabı üzerinden bu gelişmeyi “ileriye doğru atılmış önemli bir adım” olarak niteledi. Flake, “Türkiye’nin F-16 filosu, NATO’nun gücü açısından hayati önem taşımakta, Müttefikler’in gelecekte birlikte çalışabilirliğini teminat