Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun toplumsal uzlaşma konusunu görüşmeye başladığı bu dönemde, geçmişte defalarca olduğu gibi sadece “silahların susması” üzerine değil, toplumun bütün katmanlarında gerçek bir uzlaşma üzerine kafa yormamız gerekiyor. Çünkü barış, yalnızca bir anlaşma metninin ya da siyasi takvimin ürünü değildir; barış, toplumun kendi içinde yeniden konuşabilme, geçmişiyle yüzleşebilme ve geleceğine dair
Cumhurbaşkanı Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum’un TBMM heyetinin İmralı’ya giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesinin “müzakere” ya da “devletin teröristin ayağına gitmek” sayılmayacağını yazdığı 6 Ekim günü yıllardır cezaevinde tutulan HDP’nin önceki el genel başkanlarından Figen Yüksekdağ’ın Bianet’te mülakatı yayınlandı. Gazeteci Evrim Kepenek’in sorularını mektupla, Kandıra Cezaevinden yanıtlayan Yüksekdağ, CHP operasyonları Terörsüz Türkiye sürecini olumsuz
Başlıktaki sözü başka türlü de söyleyebilirsiniz. Örneğin siyasette “Seçimle gitsem, yargıyla gelirim” gibi de söylenebilir; aynı kapıya çıkıyor. Bunun somut örneğine 24 Eylül’de CHP İstanbul İl Kurultayında tanık olduk. Daha önce, 2 Eylül’de CHP’li Özlem Erkan’ın şikayetiyle CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimini görevden alarak yerine Gürsel Tekin’i atayan İstanbul 45’inci Asliye Hukuk
“Terörsüz Türkiye” süreci ile tarihi bir dönüm noktasındayız. Silahların susması, toplumun büyük bir kesimi için yıllardır beklenen bir umut. Ancak bu umut, herkes için aynı coşkuyu taşımıyor. Çünkü barış sadece siyasetçileri değil, aynı zamanda bu çatışmanın bedelini yıllardır ödeyen, evlatlarını kaybeden, hayatları geri dönülmez şekilde değişen binlerce aileyi de doğrudan ilgilendiriyor. Bu kesimler için Terörsüz
Dün, 11 Eylül’de DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın, CHP lideri Özgür Özel’e artık “çalışma ofisi” (*) ilan ettiği İstanbul İl Başkanlığında “dayanışma” ziyareti yaptığı sıralarda TBMM’deki “terörsüz Türkiye” Komisyonunda gerilim vardı. CHP Meclis Grubu Başkanvekili ve Komisyon temsilcisi Murat Emir “Eğer bu komisyonun ilerlemesi isteniyorsa” diyordu; “Artık bu hukuksuzluklara, bu
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Terörsüz Türkiye” süreci yoluna girerse, Erdoğan’ın yeniden başkan seçilmesi için gerekeni yapabilecekleri mesajını 6 Temmuz’da İmralı’ya giden DEM Parti heyetine ilettiğini 6 Eylül’de Nefes gazetesinde Aytunç Erkin yazdı. Bu, Selahattin Demirtaş’ın 2015’te, PKK ile hükümet arasında HDP ve MİT’in aracılığıyla yürüyen diyalogu bitiren önemli gelişmelerden “Seni başkan yaptırmayacağız”
Türkiye’de Kürt meselesine çözüm arayışında tartışmalar genellikle PKK’nın silahsızlandırılması, demokratikleşme adımları, barış sürecine kamuoyu desteği ve Suriye denklemi etrafında dönüyor. Oysa barışın sürdürülebilirliği için nadiren gündeme gelen bir aktör var: köy koruculuğu sistemi. Barış mimarisini sağlam kurmak istiyorsak, PKK mensuplarının yeniden entegrasyonunun yanısıra korucuların geleceğini de sürecin ayrılmaz bir parçası olarak tasarlamak zorundayız. Dünyada
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu soruşturmalarının televizyonlardan canlı yayınlanmasının kendileri açısından sorun yaratmayacağını söyledi. Gürlek, 1 Eylül’de İstanbul Anadolu Adliyesindeki Anadolu Adliyesi’nde yapılan 2025-2026 Adlî Yıl açılış töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Kanunda öyle bir madde yok, düzenleme olursa ancak olabilir. Biz dosyamıza güveniyoruz. Canlı da olsa basına kapalı da olsa gerekli









