Marmara Denizi, 11 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle Ortadoğu için önemli bir iç deniz durumundadır. Yirmi iki bin yıl önce yaşanan son buzul maksimumu sonrasında küresel sıcakların artmasıyla açılan boğazlarla hem Karadeniz’e hem de Ege Denizi’ne bağlanan Marmara Denizi, iki farklı denizin su kalitesi özelliklerinin karıştığı yer olması nedeniyle de eşsiz bir ekosistem olarak kabul edilir. Bugünlerde
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son beş yıldır aralarından su sızmayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile araları bir süredir eskisi gibi değil. Rüzgâr, tam olarak Ukrayna kriziyle tersine dönmeye başladı. Dün, 31 Mayıs’ta Putin’in Türkiye’ye uçuş kısıtlamasını bir ay daha uzatmasıyla cari açığı Rus (ve Alman) turistler üzerinden kapatma hedefi yara aldı, rüzgâr biraz daha döndü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugünkü kabine toplantısının ardından, yarından itibaren pandemi kademeli normalleşme sürecinin başlayacağını açıkladı.Haziran ayına ilişkin takvim şöyle:Ay boyunca haftaiçi sokağa çıkma sınırlamaları haftaiçi ve cumartesi günü saat 22’de başlayıp sabah saat 5’te sona erecek, cumartesi başlayan kapanma pazartesi sabahına kadar devam edecek. Restoran, lokanta gibi yeme içme mekanları saat 21’e kadar masada
Meral Akşener “Cumhurbaşkanı tarafından tehdit edilmek feci bir şey” derken, tehditlerden korkmadığını ama Türkiye’nin yurtdışındaki imajı açısından endişeli olduğunu söyledi. Kadın liderliğinin güçlendirilmesi ve karar alma sürecine anlamlı katılımı, cinsiyet eşitliği gündeminin merkezinde. Kadın liderlerin başarılarını kabul etmek, kadınların politik katılımına ilişkin yerleşik zihniyete meydan okuyabilir. Bu açıdan baktığımızda şu an için ülkemizde iktidara ortak
Aslında uzun vadede hiçbir çıkarı yok, ama o bunun farkında değil.Artık yeni seçmen tabanına ulaşmayı bir yana bırakmış, dikkatini AK Parti’nin siyasi İslamcı çekirdeğini elde tutmaya vermiş görünen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, oturduğu koltuğun ilk sahibi ve Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e yapılan hakaret ve saldırılara, AK Parti’nin siyasi İslamcı tabanını yuvada tutma gayretine yardımcı olacağını
“Erdoğan’ı iktidara kadınlar getirdi, kadınlar götürebilir” tahminini sadece Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İYİ Parti lideri Meral Akşener’e, salt kadın olmasından dolayı küçümsemeye kalkan “Gelin Hanım” demesinden dolayı söylemiyorum. Daha da öteye gidip sadece “Bunlar iyi günler. Daha neler olacak” diye tehdit etmesinden dolayı da söylemiyorum. Hem de Akşener, Rize’de doğal koruma alanına Erdoğan’ın gözde müteahitlerinden Mehmet
Polonya Devlet Başkanı Andrzej Sebastian Duda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak resmi bir ziyaret için 24 Mayıs günü Türkiye’ye geldi. Aynı gün Duda ve Erdoğan’ın katıldığı bir törende de Polonya Savunma Bakanı Mariusz Blaszczak ve Baykar Savunma Genel Müdürü Haluk Bayraktar tarafından, Polonya Silahlı Kuvvetlerine Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) satışına dair
B-planının mafyacılıktan siyasi muhalifliğe terfi edip bir yerlerden iltica almak olduğu anlaşılan Sedat Peker’in dahi dilinde olan bir masal var. Türkiye’de siyaseti daha Cumhuriyet öncesinden esir almış bir ikiyüzlülük bu. “Kendisi iyi de çevresi kötü” masalı.Başta kim varsa onu doğrudan hedef almak istemeyen, hala baştakinden bir çıkar gözetenlerin en büyük sığınağı bu söylem. Peker de
“Yaptığı açıklamalar ilişkilerimize ilave ek yük getirse de”, her şeye rağmen Başkanı Joe Biden ile Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin arayışında olduğu sözleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ait. Erdoğan’ın 26 Mayıs’ta önde gelen 20 Amerikan şirketinin yöneticileriyle yapılan video-konferans sırasında söylendi.Toplantı, Türkiye’nin yeni ABD Büyükelçisi Murat Mercan ile ABD Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Myron Brilliant’ın girişimleriyle
1959 yılının Kasım ayının son haftasında Ankara hareketli günlerden geçiyordu. Aralık ayı başında ilk defa bir Amerikan başkanı Türkiye’yi ziyaret edeceği için, Eisenhower’ın gelişi öncesinde hariciye teşkilatı hazırlık telaşı içindeydi. 28 Kasım akşamı Hariciye köşkünün kapısından giren geniş diplomatik heyet ise Batılı ülkelerinin Ankara’daki elçiliklerini adeta şoka uğrattı. Yıllar sonra Sovyet Büyükelçisi Nikita Rijov beraberindeki









