15 Eylül’de Türkiye CHP’nin “mutlak butlan” davasıyla meşgulken ABD Başkanı Donald Trump Grek Ortodoksların Ekümenik Patriği Bartolomeo ve heyetini Beyaz Saray’da ağırlıyordu. Patrik’in 16 Eylül programında Türk Büyükelçiliğinde kahvaltı, Yunan Büyükelçiliğinde öğle yemeği ve ABD Dışişleri Bakanlığında akşam yemeği de bulunuyor. Bartolomeo, kaldığı otelde gazetecilere Trump ile Türkiye’deki Hristiyan azınlığın durumu ve başta Ukrayna olmak
Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında otoriter rejimler, geçmişin tortularını yeniden üretiyor. Gençler, üniversiteler, toplumun geniş kesimleri umutla korku arasında sıkışmış durumda. İşte tam böyle bir dönemde, 1970’lerin Arjantin’inde bir öğretmenin ve bir penguenin hikâyesi, tarihin kirli yüzüyle nasıl yüzleşebileceğimizi ve yarına nasıl umut taşıyabileceğimizi hatırlatıyor. Bir Enkazdan Umuda Onu ilk kez gördüğümüzde bir enkaz gibidir: denizden
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Katar operasyonu ardından gittiği İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu’yla ortak basın toplantısında söyledikleriyle yangına körükle gitti. Rubio’ya göre, Filistin Devletini tanıma girişimleri “Hamas’ı cesaretlendiriyordu”. Kendisi bu ziyaretiyle dahi Netanyahu’nun yayılmacı saldırganlığını cesaretlendiren Rubio zaten Filistin’i tanımış olan ülkelerden söz etmiyordu; zaten bu konu örneğin Avrupa Birliğini bölmüştü. Rubio, 23-27 Eylül’de New
Türkiye’nin enerji politikası artık bir tercih değil, bir zorunlulukla karşı karşıya: kömürden çıkış. İklim krizinin derinleştiği, finansmanın daraldığı, sahada çatışmaların arttığı bir dönemde kömürün geleceği yok. Yapılması gereken, bu gerçeği kabul edip geçişi adil, planlı ve toplumsal faydayı gözeterek yönetmek. 4 Eylül’de TEPAV’ın düzenlediği toplantıda bu zorunluluk açıkça dile getirildi. Katılımcılar, Türkiye’nin yeni bir Ulusal
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu yerine Özgür Özel’i seçtiği 2023 Kurultayının “mutlak butlan” yani yok sayılması davasında duruşmayı 24 Ekim’e erteledi. Hakimin, CHP’nin 21 Eylül Olağanüstü Kurultay kararının sonuçlarını görmek istediği bildiriliyor. CHP davanın düşmesini istiyordu ama bu erteleme de CHP açısından kötünün iyisi sayılabilir. Kılıçdaroğlu bugün göreve iade edilseydi oyun
Erkek Milli Basketbol Takımı Avrupa Şampiyonasında İkinci oldu. 12 Dev Adam, geçen yılın Dünya Şampiyonu Almanya’ya zorlu bir maçta 88-83 yenilerek şampiyonluğu kaçırdı. Basketbol milli takımı daha önce bir kez, 2001 yılında da Avrupa ikincisi olmuştu. Letonya’nın başkenti Riga’daki şampiyonada 14 Eylül’de oynanan final karşılaşmasının ilk devresini Almanya 24-22 önce bitirdi. İkinci yarı üstünlüğü saylayan
Ankara 42’inci Asliye Hukuk Mahkemesi 15 Eylül duruşmasında “mutlak butlan” kararı verirse, sadece CHP’nin başına seçimle gelen Özgür Özel’in yerine seçimle giden Kemal Kılıçdaroğlu’nu geri getirmeye hükmetmiş olmayacak. Aynı zamanda Türkiye’de seçimle kazanılan siyasi makamların mahkeme yoluyla kaybedilebileceğini de tescil etmiş olacak. Seçim sandığında olmuyorsa, mahkeme kararıyla döneminin bir alt başlığı daha var. O da
“Terörsüz Türkiye” süreci ile tarihi bir dönüm noktasındayız. Silahların susması, toplumun büyük bir kesimi için yıllardır beklenen bir umut. Ancak bu umut, herkes için aynı coşkuyu taşımıyor. Çünkü barış sadece siyasetçileri değil, aynı zamanda bu çatışmanın bedelini yıllardır ödeyen, evlatlarını kaybeden, hayatları geri dönülmez şekilde değişen binlerce aileyi de doğrudan ilgilendiriyor. Bu kesimler için Terörsüz
Görevsiz ve yetkisiz İstanbul 45’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atadığı gibi, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de CHP merkez yönetimine kayyım ataması halinde, demokrasimize yargı vasıtası ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) bölünmesinden daha ağır bir darbe vurulmuş olacak. Kamuoyunda “mutlak butlan” davası olarak anılan ve duruşması 15 Eylül’de görülecek davada, toplumsal
Türkiye’de siyaset bugün iki temel eksende şekilleniyor: İktidar, muhalefet içinde bitmeyen tartışmalar algısını kullanarak CHP’yi içe kapatmaya ve ülkenin asıl sorunlarından uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu strateji, muhalefetin geçim krizi ve dış politika riskleri gibi toplumun öncelikli gündemlerinde güçlü bir söylem geliştirmesini zorlaştırıyor. Son aylarda CHP’nin kendi kitlesini ve sokakları hareketlendirmesine rağmen bu baskı altında yıprandığı ve









