Ankara içişleri Siyaset Kulisleri Haber Yorumlar: Ankara’nın siyaset kulislerinden derinlemesine bilgi, analiz ve tahminler veren ancak Ankara’nın ötesinde yerel siyasetin nabzını tutan haber ve yorumlar.
Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının iptali için açılan davada kararını açıkladı. Kararı, Davacı Ankara Barosu Başkanlığı’na gönderilen metin üzerinden öğrendim, ardından diğer davacılara da metin ulaşmaya başladı. Bu metin, nedendir emin değilim, kırmızı
İstanbul Sözleşmesinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile fesh edilmesine karşı açılan davaları inceleyen Danıştay 10. Dairesi, dernek ve hukukçuların iptal istemini reddetti. Yüksek Mahkeme, 3’e karşı 2 karşı oyla İstanbul Sözleşmesinden çekilme kararının iptal edilmesi talebini reddetti. 10. Daire üyelerinden Yılmaz Akçil, Metin Arıtı, Lütfiye Gözütok Akbulut davanın reddi yönünde oy kullanırken, İbrahim Topuz ve Ahmet Saraç
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talep ve vaatlerde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yetişme, üste geçme telaşı halka yarıyor. Bunun son örneğini üniversite öğrencilerinin Kredi ve Yurtlar Kurumundan aldığı öğrenim kredisi konusunda gördük. Erdoğan 18 Temmuz Kabine toplantısı ardından öğrenci kredilerinin “Geri ödemelerinin herhangi bir farkı veya faiz farkı olmaksızın, sadece alınan kredi rakamı üzerinden yapılmasını kararlaştırdık” dedi.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) nin iki eski eş başkanı Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş altı yıla yakın bir süredir cezaevinde tutuluyor. Demirtaş, Edirne Cezaevinden yazdığı yazılarla Türkiye kamuoyuna sesini duyurmaya devam ederken Yüksekdağ ile ilgili Anayasa Mahkemesinin (HDP) verdiği karar, iki eş başkanın tutukluluklarını gündeme taşıdı. Anayasa Mahkemesi Yüksekdağ’ın milletvekili seçildikten sonra yargılanmasının devam etmesinin
Ana Muhalefet Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçen hafta sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tercümanı için sarfettiği “hanım kızımız” ifadelerinin, birkaç gündür televizyon kanallarında ülkenin başka sorunu yokmuş gibi saatlerce nasıl tartışma konusu yapıldığını hayretle izliyoruz. Bu tartışmalar sadece iç politikayla da sınırlı kalmıyor. Erdoğan-Biden görüşmesinde hizmetlerinden yararlanılan tercümana odaklanılarak dış politika uygulamalarına
Joe Biden’den önce Suudi Arabistan’a gidip de fahiş miktarlarda bir silah satış anlaşmasıyla dönmeyen bir ABD Başkanı olmuş muydu acaba? Ya da petrol üretim kotalarında istediğini yaptıramadan, sözünü dahi alamadan dönen bir Amerikan başkanı? Bırakın onu, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden Suudi Arabistan’ın kendi petrolünü yüksek fiyattan satmak için Rusya’dan indirimli petrol alarak ABD’nin yaptırım
Hayır, İngiltere Başbakanı olmak isteyen Dışişleri Bakanı Liz Tuss’un göçmenleri Türkiye’ye gönderme vaadinden söz etmeyeceğim. O zaman İngiliz ırkçıları gibi göçmenleri de insan değil çöp gibi görmüş olurum. Belki İngiliz ırkçı sağcılığının Türkiye algısının sığ ve küstah bir görünümüdür. Malum ülkemiz ne yazık ki İngiltere’nin de Avrupa’nın da bir numaralı çöp atma alanına dönmüş durumda.
ABD Temsilciler Meclisi 14 Temmuz’da Kongre’deki Türkiye aleyhtarı havanın canlı kanıtı sayılacak bir karar aldı. Meclis ABD Başkanı Joe Biden’ın Türkiye’ye F-16 satışına Yunanistan engeli koyarak izin vermesini istedi şerhi öneriye koyarak onayladı. 179’a karşı 244 oyla kabul edilen ve ABD Meclisindeki, Ermenistan ve Yunanistan lobilerinin temsilcilerinin adını taşıyan Pallone/Pappas değişiklik önergesine göre Türkiye’ye ancak








