Eski Amerikan Ulusal Güvenlik danışmanı ve BM Büyükelçisi John Bolton’un 16 ocak’ta The Wall Street Journal’da çıkan ve “Erdoğan seçimi kazanırsa Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasını” öneren yazısının yarattığı tepkiler tazeyken The Economist dergisi 19 Ocak tarihli “Türkiye Diktatörlüğün eşiğinde olabilir” başlıklı sayısında “Seçimler öncesinde Biden ve müttefiklerinin Erdoğan’a daha sert bir mesaj vermesi” gerektiğini savunan bir
Türkiye-ABD ilişkileri şimdiye kadar hiç olmadığı kadar gergin. Taraflar, her ne kadar ilişkilerdeki ciddi sorunları ön plana çıkarmamaya özen gösterseler de eskilerin deyimiyle “mızrak çuvala sığmıyor”. Buna, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 18 Ocak’ta Türkiye-ABD Stratejik Mekanizma toplantısı için muhatabı Antony Blinken ile ilk kez Washington’da yaptığı görüşmede de tanık olduk. Zira, Joe Biden’ın Başkanlığı devralmasından
İç politikada seçimlerin ne zaman yapılacağı, Altılı Masanın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına kayyum atanıp atanmayacağı gibi yoğun bir gündeme odaklanılmışken Türkiye, 2023’e dış politikada arka arkaya kötü haberlerle girdi. İsveç’le PKK gerilimi 11 ocakta İsveç’in başkenti Stokholm’deki belediye meydanında yasadışı PKK terör örgütlerince düzenlenen Türkiye ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan aleyhindeki çirkin
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye olası F-16 satışı ile ilgili kararını ABD Kongresi’ne gönderdi. Bakanlık satışa ilişkin resmi bildirimini önümüzdeki hafta açıklayacak, ardından 15 günlük bir kongre maratonu başlayacak. Yeni F-16 uçaklarının ve modernizasyon kitlerinin satışına ilişkin karar Senato’daki ilgili komitelerin başkan ve kıdemli üyelerine iletilirken Amerika siyasi gündemi, Temsilciler Meclisindeki gerginliklerle boğuşuyor. Geçen
“Dış politika manevraları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a seçim kazandır mı?” sorusunun yanıtı ekonomide yatıyor. Çünkü aynı soruyu “Dış politika manevraları Erdoğan’a seçim ekonomisini üst sınırda uygulamasına yetecek miktarda dış kaynak sağlayacak mı?” diye sormak da mümkün. Bu soruyu Suudi Arabistan’ın Merkez Bankası’nda (TCMB) 5 milyar dolarlık hesap açtığı gün soruyoruz; 5 milyar daha geliyor. Suudi Arabistan’ın
Suriye ve Irak sınırlarına Türkiye’den kara harekâtı olasılığı ile ilgili gelişmeler dikkatle izlenirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında sınır ötesi tehditlere karşı “ilave tedbirler” vurgusu ön plana çıktı. Ankara’nın harekat konusundaki kararlılığını yineleyen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 2 Aralık’ta yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) seslenerek “terör ile
Türkiye’nin Suriye ve Irak topraklarındaki PKK hedeflerine 19-20 Kasım’da yürüttüğü Pençe-Kılıç Hava Harekâtı ardından kara harekâtı uyarısında bulunması hem ABD hem Rusya’nın alışılmadık içerikte durdurma çabalarına yol açtı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hem Vaşington hem Moskova’dan gelen tepkilere rağmen Suriye/PKK restinin arka planında dikkat çekici gelişmeler var. Önce ABD ve Rusya’dan gelen mesajların iki ortak noktasına
19 Kasım’ı 20 Kasım’a bağlayan gece yarısı Türk Silahlı Kuvvetleri Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta PKK/YPG terör örgütlenmesine ait hedeflere yönelik Pençe-Kılıç hava harekâtını başlattı. Millî Savunma Bakanlığınca 20 Kasım sabahı da devam eden harekâta dair yapılan açıklamalarda önceden belirlenen teröristlere ait 89 hedefin imha edildiği bildirildi. “Bir gece ansızın” mı geldik? Pençe-Kılıç harekâtı resmî
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Katar’a gidiş haberi belki bazı zihinlerde “Yine para için mi?” sorusuna yol açabilir. AK Parti hükümetinin Katar’dan para beklentisi, yatırım beklentisi baki. Ancak bu defa amaç 20 Kasım’da Erkekler Futbol Dünya Kupası açılış maçını da izlemek; ev sahibi Katar ile Ekvador arasında.( *) Katar’ın bu maçı almak üzere Ekvadorlu oyunculara para karşılığı
Hem sanayileşmiş hem de gelişmekte olan Dünya’nın en büyük ekonomisine sahip 19 ülke ile Avrupa Birliği’ni bir araya getiren G-20’lerin bu yılki Zirve Toplantısı Endonezya’nın ev sahipliğinde 15-16 Kasım tarihlerinde Bali’de yapıldı. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin haricinde üye ülkelerin tamamının devlet/hükümet başkanı düzeyinde katıldığı Bali’deki toplantının ana teması bu yıl “Birlikte toparlanma-Daha hızlı









