Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 15 Ocak’taki 2025 değerlendirme ve 2026’da Türk dış politikasına bakış konulu basın toplantısından sıcak haber değeri olan birkaç başlık çıktı. Buna göre Türkiye; • ABD’den günü birlik gelen tehditlere karşı İran’a askeri müdahaleye karşı, bölgenin İran’da istikrarsızlığın artmasını kaldırmayacağı kanısında, • Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladıkları savunma anlaşmasına hangi koşullarda
Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş, geride tahminen 650 bin ölü ve harap olmuş bir ülke bırakarak 2024 sonunda Beşar Esad’ın Baas rejiminin devrilmesiyle sonuçlandı. Suriye iç savaşı DEAŞ (IŞİD) gibi yeni nesil, acımasız bir cihatçı terör örgütünün kuruluşuna sahne oldu. Türkiye bu iç savaştan artan PKK ve DEAŞ kaynaklı terör eylemlerinin yanı sıra, milyonlarda
10 Kasım Pazartesi günü Beyaz Saray’da gerçekleşen sahne, Orta Doğu siyasetinin son on yılındaki en dikkat çekici diplomatik anlarından biriydi. ABD Başkanı Donald Trump ve Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, kameralar önünde tokalaşırken, bu görüntü yalnızca iki ülke arasındaki uzun süredir kopmuş ilişkilerin onarılmasına değil, aynı zamanda Suriye iç savaşının ardından şekillenmekte olan yeni
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 18 Ekim akşamı Ülke TV canlı yayınına şık bir “power jacket içinde çıktı ve iki konuda önemli beyanda bulundu. Biri Türkiye’nin de imzaladığı Trump’ın Gazze Planı ve İsrail, diğeri de Yunanistan üzerine. Onlara geleceğim ama önce şu “power jacket” üzerinde duralım. İngilizce “power jacket” deyimi aslında bizde kullanıldığı gibi kullanılmıyor. Bu
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 27 Eylül’de Nev York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarını özetlediği basın toplantısında “Milli Muharip Uçak” KAAN konusunda söyledikleri ortalığı da, kafaları da karıştırdı. Daha önce 13 yıl Milli İstihbarat Teşkilatını yönetmiş, ketumluğu ile nam salan Fidan, KAAN üretiminin sıkıntıda olduğunu söylüyor, Türkiye’nin NATO müttefiki ABD’yi CAATSA yaptırımları nedeniyle millete şikâyet ederek,









