Bugün dünyadaki tüm ülkeler Kovid-19 salgını nedeniyle akciğer enfeksiyonu ve buna bağlı ölümlerle mücadele ediyor. Dünyanın birçok ülkesi salgın nedeniyle yangın yerine dönmüş durumda. Vaka sayıları neredeyse 40 milyonu aştı. Salgın nedeniyle ölenlerin sayısı ise 1 milyonun üzerine çıktı. Kuzey ve Güney Amerika’daki ülkeler de salgın nedeniyle gündemden düşmüyor. Brezilya’da ölenlerin sayısı oldukça yüksek, ülke
ABD seçimlerinden belli bir süre sonra, ikili ilişkilerimizde bir “mükemmel fırtına” yaşanması ihtimalini göz ardı etmemek yerinde olur. ABD’deki başkanlık seçimlerine bir haftadan biraz fazla zaman kaldı. Bütün dünya nefesini tutmuş vaziyette bekliyor. Zira, bu seçimler, öncekilerden çok farklı.Uluslararası toplum, bir yandan benzeri yüz yıl önce yaşanmış olan bir pandeminin ağır sosyal ve ekonomik etkileriyle
Çocukken birçoğumuz yapmışızdır. Bebeklerimizi konuşturmuş ya da kafamızı çarptığımız kapının bize bir kastı olduğunu düşünmüş ve onu tekmelemişizdir. Bu yalnızca çocukların yaptığı bir şey değil, erişkinler, erişkin toplulukları da cansız eşyalara, yerlere vb özellikler atfederler. Yalnızca “ilkel” dediğimiz topluluklar değil, modern zamanlarda da. Sık bildiğimiz bir örnek Türkiye’de bir kazanın, tatsız bir olayın geçtiği bir
ABD Başkanı Donald Trump bu aralar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ararsa şaşıracak mıyız? Hayır. Ne için arayacağı belli mi? Az çok, evet. Erdoğan, Trump’ın niye arayacağını tahmin ediyor ve ona göre bir al-ver hesabı yapıyor olabilir mi? Muhtemelen evet. Zaten Trump da bu nedenle, bayram değil seyran değilken Erdoğan’ın “başa çıkılması zor, dünya çapında bir satranç
ABD seçimlerinde 3 Kasım’da Donald Trump’ın karşısına Demokratların adayı olarak çıkacak Joe Biden’e Türkiye’yi sormuşlar. Biden özetle şunları demiş:– Erdoğan’a karşı muhalefetin liderlerini desteklemeliyiz. Onları Erdoğan’ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz. Darbe ile değil, seçimle…– Pozisyonumuzun Parlamentoda yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu sağlamak olduğunu söylemeliyiz.– Yaptıklarının bedelini ödemeli. Özellikle de üzerinde F-15 uçurarak çözmeye çalıştıkları
Bu yazıyı yazmaya koyulduğum 22 Haziran öğle saatlerinde Halkbank hisseleri haftaya yüzde 6,5 yükselerek başlamış görünüyordu. Aslında sabah saatlerinde İstanbul Borsasının açılmasından sonra bir ara yüzde 8,5’u görmüştü. İşi gereği piyasaları dakika dakika takip eden bir arkadaşım, “Bir banka için önemli artış” dedi, “8,5’u görünce kâr satışları geldi, düşüş sayılmaz.” Oysa hafta kapanmadan önce ABD
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 8 Haziran gecesi TRT canlı yayınındaydı. Sunucu Sermin Baysal Ata, elinde sırasıyla yazılı duran sorulardan -birkaç saat öncesindeki- ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesini sorunca, Erdoğan pek keyiflendi. Bizdeki koronavirüs rakamlarını söyleyince Trump “Ooo” diye hayret etmiş. Libya’da alınan mesafeyi konuşmuşlar. Ekipte ne de olsa habercilikten yetişme tek isim olan Okan
Herkes katıla katıla gülüyordu. Yüksek fizik okumuş temizlikçimiz, edebiyat fakültesi mezunu şoförümüz, uluslararası ilişkiler üstüne, ekonomi mastırı yapmış muhasebecimiz. İki binli yılların başında bir süreliğine yaşadığım Gürcistan’ın, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra sanayisini kaybedip işsizlik, uyuşturucu ve depresyon girdabına girmiş Kutaisi şehrinde, bir STK’nın ofis mutfağında, öğle yemeğindeydik. Yüksek yüksek diplomalarına rağmen eskiden gönül indirmeyecekleri işleri
Covid-19 pandemisi patlak vermeden önce, yıl sonunda yapılacak ABD Başkanlık seçiminin neticesi az çok belli olmuştu; Donald Trump ikinci dönemini neredeyse garanti etmiş görünüyordu.Trump’ın, siyaset yapma tarzının halk nezdinde yarattığı antipati dahi kendisine olan desteği aşındırmıyordu. Zira, ABD ekonomik verileri zirveye ulaşmış, seçmenin yaşam standartları yükselmişti.Rakibi Biden, kuvvetli bir aday değildi. Eskiyi temsil ediyor, ilerlemiş
“Annemi, kız kardeşimi ve erkek kardeşimi katleden ben, Pierre Rivière.” Babasına kötü davrandıkları gerekçesiyle ailesini vahşice öldüren Normandiya köylüsü Pierre Rivière’nin hapishane günlüğü böyle başlıyor. Michel Foucault ve arkadaşlarının “19. Yüzyılda Bir Aile Cinayeti” başlığı altında topladığı, günlükten ve diğer belgelerden oluşan kitap cinnet, suç ve ceza tartışmaları için hala iyi bir referans. “Anamı kesen









