İster manşet çıkarmaya çalışan gazeteci olun, ister casusu bulmaya çalışan istihbaratçı, ister hastalığı teşhis etmeye çalışan doktor, arızayı saptamaya çalışan mühendis, ya da suçluyu bulmaya çalışan savcı: dikkatle bakmanız gereken unsurların başında “hayatın olağan akışına aykırı” olan sonuçlar, ilişkiler, gelişmeler vardır. Haluk Levent vakasına bu gözle baktığımızda, hemen her şeyin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu
Avrupa Birliği’nin yasama organı olan Avrupa Parlamentosu, 8 Temmuz tarihli oturumunda, “1974 yılındaki Türk işgalinin Kıbrıslı kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkisi ve Türk Silahlı Kuvvetlerince işlenen suçlar” başlıklı kararı, 33 aleyhte ve 43 çekimser oya karşı 575 oyla kabul etti. Uluslararası Örgütlerin Parlamentolarının çalışma usullerine göre, bu tür kararlara giden süreçte önce üyelerden biri, seçmenlerine
İran Savaşı, Temmuz ayının ikinci haftasında yeni bir aşamaya evrildi. Sahada askeri, istihbari, diplomatik, ekonomik ve lojistik alanda hibrit çatışmalar yaşanırken, 2026 sonbahar aylarında ABD ve İsrail’de yapılacak seçimler, siyasetçileri kesin, net bir zafer konusunda zorluyor. ABD ve İsrail, konvansiyonel ve yeni nesil tüm savaş taktiklerini, istihbarat operasyonlarını sahaya sürdüler. Bu operasyonların en güncel olanı,
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Sergey Verşinin (*) 16 Temmuz’da ilginç bir toplantıya ev sahipliği yapacak. Bu aslında Çin’in Ankara Büyükelçisi Ciyang Şüebin (*) ile ortak ev sahipliği yapacakları bir program ama mekân Rus Büyükelçiliği olarak belirlenmiş: İki ülke arasındaki İyi Komşuluk İlişkileri ve Dostça İşbirliği Antlaşması’nın 25’inci yılı nedeniyle bir konferans düzenleniyor. Aynı program dünyanın çeşitli
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında söz düellosu devam ediyor. Özel’in “Kurultay yoksa yeni partiyi kurarız” demesinden sonra Kılıçdaroğlu “Özel’i FETÖ destekliyor” demişti. Özel bugün, 14 Temmuz’da, topladığı CHP grubunda FETÖ konusuna girmedi ama başka bir şey yaptı. Özel, Kılıçdaroğlu’na kurultaya gitmeyecekse üyelerin oyuna başvurma konusunda şöyle meydan okudu: • “İster bıraktığın 1 milyon
Türkiye’nin Irak’a yaklaşık 1,5 milyar dolar tazminat ödeyeceğine ilişkin haberler yeniden gündeme geldi. Paris İstinaf Mahkemesi’nin son kararının ardından kamuoyunda Türkiye’nin yeni bir uluslararası tahkim davasını kaybettiği yönünde yaygın bir algı oluştu. Oysa gerçek tam öyle değil. Ortada Türkiye aleyhine verilmiş yeni bir tahkim kararı yok. Bu daha önce kaybedilen davanın kusurunu ortadan kaldırmıyor. Paris
Geçtiğimiz salı günü, 7 Temmuz’da Paris İstinaf Mahkemesi Fransız siyaset dünyasının nefesini tutarak beklediği Marine Le Pen davasını karara bağladı. 2004 – 2016 yılları arasında kırk Avrupa Parlamentosu danışmanının sözleşmeleri dışında işler yapmaları ve bu şekilde 4,4 milyon avrodan fazla Avrupa Parlamentosu fonunun amacına aykırı şekilde kullanımı hakkındaki davada, Mart 2025’te Paris İlk Derece Mahkemesinin
Siyasi kuliste epeydir köpürtülüyor, “Sıra orada” deniyordu. Savcılık emriyle polis 11 Temmuz şafak operasyonuyla CHP’li Çankaya Belediyesi’ne girdi. Hakkında gözaltı kararı bulunan Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner yurt dışındaymış, polisi arayıp “Geliyorum” demiş, yedek anahtar ulaştırmış, girsinler evde rahatça yolsuzluk belgesi arasınlar diye. Aynı gün uçakla Ankara Esenboğa Havalimanı’na dönerken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı “Yakalanmasına yönelik
Tam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin kapanış akşamında Avrupa Birliği’nin üst düzey yöneticileriyle çalışma yemeğinde bir araya gelirken, Brüksel’den gelen bir haber Ankara’nın canını sıktı. Avrupa Parlamentosu, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ağır ihlallerde bulunduğunu ileri süren ve Türk askerinin adadan çekilmesini talep eden kararı büyük çoğunlukla kabul etti.
Ve bunu yapabilirsek, diplomatik zafer olarak ilan etmek üzereyiz. Aslında başlığa sığmayan cümlenin tamamı şöyle: ABD’ye kızıp Rusya’dan 2,5 milyar dolara S-400 füzesi aldık, bu yüzden ABD bizi F-35 satışından dışladı, uçaklarımıza el koydu, bu haksızlığa karşı çıkmakla gurur duyduk, şimdi F-35’e dönüş için S-400’den kurtulmak için Ruslardan izin peşindeyiz ve bunu yapabilirsek diplomatik zafer








