Ankara içişleri Siyaset Kulisleri Haber Yorumlar: Ankara’nın siyaset kulislerinden derinlemesine bilgi, analiz ve tahminler veren ancak Ankara’nın ötesinde yerel siyasetin nabzını tutan haber ve yorumlar.
Boğaziçi Üniversitesi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanan rektör Melih Bulu’yu protesto gösterileri sırasında okulun kampüsünden gözaltına alınan ve tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 30 öğrencinin tamamı günün ilk saatlerinde serbest bırakıldı. Öğrencileri Çağlayan Adliyesi’nde bekleyen arkadaşları ve yakınları iki farklı mahkemede ifade veren öğrencilerin bırakılmasıyla büyük sevinç yaşadı. Pazartesi gecesi okulun Güney Kampüsü’nde gerçekleşen
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, henüz iki ay önce “ekonomi, hukuk ve demokrasi” reformları için Hazine ve Maliye Bakanı ile Adalet Bakanı’nı iş dünyasından öneri derlemeye göndermişti. En kapsamlısı Başkanı olduğum Daha İyi Yargı Derneği’nin “8 başlıkta 80 öneri” olmak üzere, iletilen yüzlerce öneri hakkında herhangi bir değerlendirme bile açıklamamış iken, yeni bir Anayasa çalışılması gerekliliğini
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “vakti geldi” dediği, ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin desteklediği “yeni Anayasa” girişimine dair ilk işaretler Ankara siyaset kulisine düşmeye başladı. Erdoğan yeni Anayasayı, dünyanın kovit-sonrası siyasi ve ekonomik düzeninde Türkiye’de -kendi yönetimindeki başkanlık sisteminin işleyişini daha da kolaylaştırmak amacıyla istiyor. Muhalefetin etkili oılamayacağı dikensiz gül bahçesi hedefleniyor. Zaten Bahçeli’nin destek açıklamasında başkanlık
Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Melih Bulu’nun atanmasını sessizce protesto eden öğrencilerin üzerine polisin 1 Şubat’ta şiddetle gitmesi, akşamında yerleşkenin basılması ve aynı sırada Ankara’da yeni bir Anayasa vaadi verilmesi yaşadığımız çelişkilerin çıplak bir özeti gibi.İstanbul Valiliği açıklamasına göre polis 51’i öğrenci olmak üzere 159 protestocuyu gözaltına almıştı. Kendisini devletin gölgesi sayan Bulu üniversiteden bulduğu yeni danışmanıyla
Belki de siyasette yaklaşan bir büyük sarsıntının öncüleri olarak yanlış yorumladığımız küçük sarsıntılar artıyor son aylarda. Belki de “Hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oluyor”. Ama hem iktidardaki Cumhur İttifakında hem muhalefetteki Millet İttifakında hem de bu iki cephenin dışındaki partilerde iç hareketlilik artıyor.Bu hareketliliği tetikleyen birinci unsur, uluslararası siyasette ABD’deki yönetim değişikliğiyle beklenen
CHP’den 29 Ocak’ta istifa eden üç milletvekilinin Muharrem İnce’nin partileşme sürecinde olan Memleket Hareketine katılacağı yazılıyor. CHP’nin 2018’deki Cumhurbaşkanı adayı olan İnce, “CHP yoldan çıktı, artık Atatürkçü bir parti değil” görüşünde.Peki İnce artık Atatürkçü görmediği CHP’den istifa etti mi? Hayır, etmedi. Etkisi altındaki üç milletvekili; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy
Türkiye ile Yunanistan arasında egedeki sorunları görüşmek üzere oluşturulan istikşâfi görüşmelerin 61’incisi bu hafta başında İstanbul’da yapıldı. İstikşâfi görüşmelerin bir önceki turu son olarak 2016 tarihinde Atina’da yapılmıştı. Bu tarihten sonra Yunanistan, Türkiye’nin görüşmelerin yeniden başlatılması çağrılarına olumlu yanıt vermemişti. Yunanistan geçtiğimiz yıl “Türkiye Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine son verene kadar diyaloğa girmeyeceğini” ilan etmişti.
Tüm insanlığı pençeleri arasına alan Covid-19 salgınına karşı aşıların beklenmedik süratle geliştirilmesi ve Türkiye dahil birçok ülkede uygulamanın başlaması bir umut ışığı yaktı. Şimdi herkesin umudu aşıların etkisini göstermesi ve insanlığı, içine düştüğü bu çaresizlik duygusundan kurtarabilmesi. Ne var ki şu andaki gelişmeler bu iyimserliği doğrulayacak yöne evirilmiyor. Salgın Avrupa ve Amerika dahil bir çok
“Partisini bu duruma düşüren zat, kendisine karşı çıkan herkesi susturarak, gerekirse kapı dışarı ederek diktatörlüğün dik âlâsını sergilemektedir.”Bilin bakalım bu sözleri kim, kimi eleştirmek için sarf etti?Hayır, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek için kurmadı bu cümleyi. Gerçi söylese kimse yadırgamazdı; zaten bir süredir Erdoğan’ı kendisine karşı çıkan herkesi









