ABD Başkanı Donald Trump’ın 10 Kasım’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Beyaz Saray’daki görüşmesi hem Suriye hem de Ortadoğu’nun geleceği açısından yeni gelişmelere gebe. Bu görüşmenin bir aşamasına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılması uluslararası ilişkilerde pek rastlanan bir durum değil ve Suriye’nin geleceğinde Türkiye’nin ağırlığını koruduğunu ve Suriye’nin yeniden kuruluşunda Türkiye’nin etkisini artıracağını gösteriyor.
Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin ABD Merkezi Komutanlık (CENTCOM) generalleriyle basketbol oynarken görüntüleri, Şeybani tarafından 9 Kasımda sosyal medyada yayıldı. İki gün önce BM Güvenlik Konseyi, daha önce yaptırımlara önayak olan ABD’nin önerisiyle (Çin’in çekimser oyuna karşı) 14 oyla Şara üzerindeki terörist ilan edilmesiyle getirilen yaptırımları kaldırmıştı. ABD Şara’yı 8
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum, Habertürk’te Fevzi Çakır’ın sorularını yanıtlarken kuşkusuz Beştepe’nin oluşum aşamasındaki yol haritasını tartışmaya açıyor, kamuoyunu da önümüzdeki yoğun gündeme hazırlıyordu. Aslında Uçum perdeyi bir önceki hafta, sürecin tamamlanması için özel geçiş dönemi yasasının gerektiği söyleyerek açmıştı. Söyleşinin medyadaki yankıları birkaç başlık altında toplanabilir: 1- İçinde bulunduğumuz sürece Kürt sorununa
Türkiye’nin PKK ile yürüttüğü barış süreci, kırk yıllık yıkıcı çatışma döngüsünü sona erdirme potansiyeline sahip. Ancak kalıcı bir barış inşa edebilmek için göz ardı edilemeyecek bir gerçek var: Kuzey Suriye’deki Kürt meselesi çözülmeden, Türkiye’deki barış sürecinin sağlam bir zemine oturması mümkün değil. Suriye’de bölgesel güç rekabeti Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde hem sınır güvenliği gerekçesiyle hem de
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de PKK bağlantılı SGD ve YPG’yi sert biçimde uyardı ve tutum düzelmezse Türkiye’nin “ona göre tedbir alacağını” söyledi. Açıkça ifade edilmese de askeri müdahaleyi ima eden bu sözleri Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’daki görüşmesi ardından ortak basın toplantısında sarf etti. Fidan’ın sözleri şöyle: • “Suriye’deki kardeşlerimizle hayatın
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları 23 Temmuz’da Suriye’nin Türkiye’den askeri destek istediğini duyurdu. Bakanlık geçen hafta İsrail destekli Dürzi direnişi ve çatışmalar sürerken, Şam’ın talebi halinde Ankara’nın yardıma hazır olduğunu söylemişti. Bakanlık kaynakları aynı açıklamayla SDG’yi de özerklik taleplerinden vaz geçip Ahmed Şara yönetimiyle yaptıkları entegrasyon anlaşmasına uymaya çağırdı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 22 Temmuz’da, Dürzi
Cümlenin tamamı aslında şöyle: ABD ve AB dayısı, İsrail Ortadoğu’nun kabadayısı. Gazze, Ramallah, Lübnan’dan sonra Suriye’de hem ordusu hem vekil güçleri aracılığıyla egemenlik kurmak istiyor. İsrail, Suriye ve Lübnan’ın güneyindeki Dürzilerin, Şam’daki Ahmed el Şara yönetimiyle çelişkilerini kullanıp koruyuculuğunu üstlenerek Suriye’nin zaten ağır silah ve hava gücünü yerle bir ettikleri her köşesine saldırıyor. 16 Temmuz’da
Enerji artık yalnızca bir kaynak değil—bölgesel sınırları yeniden çizen jeopolitik bir kaldıraç. Bunun en güncel örneği, Azerbaycan devlet enerji şirketi SOCAR ile Ahmed el-Şara liderliğindeki Suriye geçici yönetimi arasında 12 Tammuz’da Bakü’de imzalanan anlaşmadır. İlk adımda Azerbaycan’ın Türkiye üzerinden Suriye’ye doğalgaz satışını öngören bu mutabakat, konvansiyonel bir yatırım adımının çok ötesindedir: Ortadoğu’daki güç dengelerinin yeniden









