MHP lideri Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına dönmesinden bu yana CHP’ye özel bir ilgi gösteriyor. Kâh Kılıçdaroğlu’ndan feragat, kâh Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na itaat istiyor. İlk adımını PKK lideri Abdullah Öcalan’a çağrıda bulunarak 2024 yılında kendisinin attığı “Terörsüz Türkiye sürecine” özel vurgu yaparak CHP’nin TBMM’deki denge gücünü koruması gerektiğini söylüyor.
CHP’de yaşanan son kriz üzerine yapılan tartışmaların büyük bölümü hukuk, kurultay süreçleri ve liderlik hesapları etrafında dönüyor. Ancak bazen siyaset bilimi bize günlük siyasi tartışmaların göremediği şeyleri gösterir. Bugün CHP’de yaşananları anlamaya çalışırken aklıma Amerikalı siyaset bilimci David Easton’ın yarım asır önce geliştirdiği önemli bir kavram geliyor: “spesifik destek” ve “yaygın destek” (specific support ve
Acaba Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV yerine spekülasyon yapıldığı gibi TGRT’ye çıksa kendisi ve yol arkadaşları için daha mı iyi olurdu? Sözcü TV iyi bir iş yaptı, sözüm onlara değil; hem Kılıçdaroğlu’na söz hakkı verdiler hem de sorulması gereken soruları sordular. Kemal Bey o söz hakkını kendi avantajına kullanamadı. Sadece “Ben gelmeseydim de kayyım mı gelseydi?”
Dünyaya başka gözlerle bakmak için seyahat etmekle yetinmeyenler klasik gezginlerden ya da turistlerden farklı olarak hayatlarına kimsenin yaşamadığı, kimsenin yapmadığı heyecanlar katmaya çalışıyorlar. Bu bazen sürmekte olan savaş bölgesindeki patlamış nükleer santral Çernobil’in hâlâ radyasyonlu bölgesine ve Pripyat şehrine kaçak girmek, bazen Afganistan’ın içlerinde Bin Laden’in mağarasını ziyaret etmek, bazen de Güney ve Kuzey Kore
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Terörsüz Türkiye sürecinin aksamaması niçin çerçeve yasanın Meclis tatile girmeden çıkması gerektiğini söyledi. YetkinReport’un sorularının yanıtlarken sürecin “Zamana yayıldıkça risklerinin arttığını” vurgulayan Buldan, “İstenirse en fazla beş günlük işi var. Yasa çıkarsa yol haritası da belirlenir, süreç çok hızlanır,” dedi. CHP’deki mutlak butlan süreci gündemini
Türkiye son dönemde uluslararası siyasetin birden fazla kriz hattında yeniden görünür hale geldi. Avrupa Parlamentosu’nun çok negatif Türkiye raporu, Ankara’nın demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve muhalefet üzerindeki baskılar nedeniyle Avrupa ile ilişkilerinde ciddi bir normatif maliyet taşıdığını bir kez daha gösterdi. Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın G7 zirvesi sırasında Rusya’da temaslarda bulunması, Türkiye’nin
G7 Liderler Zirvesi Fransa’nın Evian kentinde sona erdi. Zirvenin ardından yayımlanan bildirilerde Ukrayna, Rusya, enerji güvenliği, yapay zekâ, küresel ekonomi ve demokratik dayanıklılık gibi başlıklar öne çıktı. Ancak zirvenin belki de en dikkat çekici yönü kimlerin davet edildiğiydi. Konuk ülkeler arasında Hindistan, Brezilya, Güney Kore, Kenya ve Mısır vardı. Türkiye ise yoktu. İlk bakışta bu
Avrupa Parlamentosu (AP), 17 Haziran’da yaptığı oylamayla kabul ettiği 2025 raporunda Türkiye’ye sert eleştiriler yönelterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde açtığı “siyasi davalar” nedeniyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e Avrupa Birliği yaptırımları istedi. Rapor 107’ye karşı 381 oyla kabul edilirken 171 üye de çekimser kaldı. AP’nin Türkiye Raportörü Nacho Sanches Amor, Türkiye’nin “Tamamen otoriter bir modele doğru
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 16-17 Haziran’daki Moskova ziyareti birkaç bakımdan önemliydi. Fidan Moskova’da sadece Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmedi. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir mesajını iletti, ABD-İran mutabakatı ve Türkiye’nin işlevi konusunda bilgi verdi, Ulusal Güvenlik Sekreteri Sergey Şoygu ile de bir görüşme yaptı. Fidan’ın iki günlük Moskova temaslarındaki bir
NATO Zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak. Zirve sayesinde Ankara yeni bir havalimanına kavuşuyor. Yıllardır kapasitesinin altında kullanılan Etimesgut Askeri Havaalanı, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık uçağı Air Force One’ın, yani Boeing 747’nin de rahatça inip kalkabileceği şekilde ve “Ankara Havalimanı” adıyla uluslararası havalimanı sınıfına yükseltildi. Böylece Ankara’ya gelen yabancı devlet yöneticileri Esenboğa Havalimanı’ndaki sivil trafiği









