Ankara içişleri Siyaset Kulisleri Haber Yorumlar: Ankara’nın siyaset kulislerinden derinlemesine bilgi, analiz ve tahminler veren ancak Ankara’nın ötesinde yerel siyasetin nabzını tutan haber ve yorumlar.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire, Osman Kavala’nın haklarının ihlal edildiğine dair ikinci başvurusunda da Türkiye’yi haksız buldu. 25 Ağustos’taki duruşmada açıklanan kararla Türkiye’nin imzacısı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) altı maddesini ihlal ettiğine hükmetti. “İnsan hakları ihlal edildi” AİHM daha önce 2019’da Gezi Davası nedeniyle mahkûmiyet alan Kavala’nın durumunun AİHS’nin “özgürlük ve
İnsanlık, tarihi boyunca kendi sınırlarını aşmak için araçlar üretti. Ateşi evcilleştirdi, tekerleği icat etti, buharın ve elektriğin gizemini çözerek medeniyetler kurdu. Sanayi devrimi, insanın kas gücünün yerine makineyi koyarak dünyanın güç haritasını yeniden çizdi. Bugün içinden geçtiğimiz devrim ise öncekilerden farklı bir nitelik taşıyor. Çünkü makineler bu kez ilk defa insan aklının yaptığı işlere ortak
İstanbul 1 numaralı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Aziz İhsan Aktaş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Davası’nda, suç örgütü suçlamaları çöktü, ancak 24 Ağustos’ta sonuçlanan davada belediye başkanlarına ve çalışanlarına ceza yağdı. Mahkeme Başkanı Oğuzhan Gül, oybirliğiyle aldıklarını söylediği kararı açıklarken “emsal içtihatlar uyarınca aranan, suç işlemek amacıyla bir araya gelme, emir komuta zinciri, hiyerarşik bağ, örgütün
Ukrayna Büyükelçisi Naryman Dzhelialov, Karadeniz’de sivil yük gemilerinin vurulması sonucu sivillerin de öldürülmesinin kendilerini de üzdüğünü, ancak bölgede şu anda bir savaş sürdüğünün de bilinmesi gerektiğini söyledi. Dzhelialov (okunuşu Celalov), 24 Ağustos’ta Ankara’daki Ukrayna Büyükelçiliğinde düzenlediği basın toplantısında 22 Ağustos’ta Karadeniz’de Ukrayna güçlerince vurulan sivil gemiler konusunda da açıklamalarda bulundu. “Amacımız sivilleri öldürmek değil, siviller
İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısında, Türkiye’ye yakın Ebu Zuhur hava üssünü vurması, Türkiye açısından sıradan bir Suriye hadisesi değildir. Mesele tek bir üs değil; Türkiye’nin hemen güneyindeki güvenlik mimarisini kimin şekillendireceğidir. İsrail, Türkiye’nin Suriye’de nerede ve ne ölçüde askerî varlık gösterebileceğine kendisinin sınır koyabileceği mesajını veriyor; Ankara’nın kabul edemeyeceği nokta budur. İsrail’in güvenlik kaygılarını reddetmiyorum: İsrail halkının
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 18 Ağustos akşamı Ordu Radyosu’nun podcast servisine yaptığı açıklamada o sabah erken saatlerde İsrail jetlerinin Suriye’nin Türkiye sınırına yakın, tamirat aşamasındaki Ebu Zuhur askeri havaalanını vurmasını “Türkiye’ye mesaj” olarak nitelemesi, Ankara’daki İsrail rahatsızlığını daha da artırdı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın, Anadolu Ajansı’na verdiği ayrıntılı mesajlar, bu rahatsızlığı kesin ifadelerle yansıtıyor.
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 1 Ağustos’ta İmralı’ya giden DEM heyetiyle görüşmesinde söylediklerini gazeteci Ruşen Çakır 19 Ağustos’ta Medyascope yayınında şöyle aktardı: “Özgür Bey’e özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kurulu’na katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım. ‘Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, Cumhur İttifakı ile birleştiler, bizi mi yok edecekler?’ diyorlar ya… Her gün hukuk
Haritaya bakınca insanın ilk tepkisi şu oluyor: Neden Çin’den Avrupa’ya giden gemiler binlerce kilometre güneye inip Malakka’dan, Hint Okyanusu’ndan, Kızıldeniz’den ve Süveyş’ten geçsin? Neden kuzeye dönüp Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca Avrupa’ya ulaşmasın? Yüzyıllar boyunca bunun basit bir cevabı vardı: Buz. Şimdi buz geri çekiliyor. Jeopolitik ise ısınıyor. Bu iki gelişme birlikte dünya ticaretinin haritasını değiştirmeye









