Biz gündemimizi Venezuela dosyası, Trump’ın ne yapacağı ve Beyaz Saray’ın “sırada kim var” listesi üzerine odaklarken, Asya’da daha sessiz ama çok daha derin bir kaynama yaşanıyor. Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Küresel kırılmalar çoğu zaman en çok konuşulan cephelerden değil, en az ses çıkaran fay hatlarından doğar. Bugün o fay hattı Asya’da. Merkezinde de 1,4
ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri güç kullanarak Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro ve eşini, başkent Karakas’taki evlerinden zorla alarak Nev York’a götürmesi ve orada hapsetmesi, nereden bakılırsa bakılsın, mevcut uluslararası düzenin açık ihlalini oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Maduro, yüzde 200 enflasyon ile petrol zengini bir ülkede halkını fakirliğe mahkûm etmiş olan, ülkesinde halefi Chavez tarafından zayıflatılan demokrasiyi tamamen
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 25 Eylül’de Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesi sırasında imzalanan 20 yıl vadeli LNG anlaşması, Türkiye’nin enerji-jeopolitik dengesinde yeni bir sayfa açtı. BOTAŞ’ın ABD kaynaklı doğal gazı pazarlayan şirketlerle yaptığı bu anlaşma yalnızca uzun vadeli enerji arzı değil, Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığını azaltma, enerji sepetini çeşitlendirme ve jeopolitik özerkliğini artırma kararlılığının
ABD Başkanı Donald Trump’ın 18 Mart’ta Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’le aylardır konuşulan telefon görüşmesini yapacağını açıklaması, Kremlin’in de bunu doğrulaması küresel gerilimi doruğa çıkardı. Bunun birkaç gün öncesinde Trump’ın eğer Putin Ukrayna ateşkesi için koşullarını kabul etmezse mali yaptırımları artıracağını söylemesi bunun kanıtı. İsviçre bankası USB’nin “uzun süreli küresel ticari savaş” olasılığının arttığı uyarısı yapması
NATO yetmiş yılı aşkın bir süredir Batı güvenliğinin temel taşı olmuş, çeşitli çatışmalarda yaşanan gerilemelere rağmen yeni bir dünya savaşını önlemiştir. Ancak Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönmesi ve Amerika’nın ittifaktaki rolünü açıkça sorgulamaya başlamasıyla birlikte NATO’nun geleceği giderek daha belirsiz bir hal aldı. Avrupa ABD olmadan kendini savunabilir mi? Türkiye bu değişen güvenlik ortamında
Soğuk Savaşın bitişiyle birlikte yeniden inşa ve kalkınma için ortaklaşa yatırım bankası kuran Avrupa ülkeleri ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’yı Rusya’ya karşı yalnız bırakma tehditleri sonucu güçlerini bir silahlanma bankası kurmak için birleştirmeye hazırlanıyor. Trump’ın Rusya’ya karşı şimdiye dek desteklediği Ukrayna’yı ortada bırakması, korumak için madenlerini istemesi gibi gelişmelerle Avrupa artık ABD’yi güvenilir bir ortak
Donald Trump’ın Vladimir Putin ile yaptığı sıcak ve dostane telefon görüşmesi ve ardından Ukrayna’nın kaderini belirleme çabası, bir emlak baronunun iflas eden bir kumarhaneyi devretmesine benziyor. Kafasında “Bir şeyi neden satın alasın ki, bedavaya verebilirsin?” diye düşündüğünü duyar gibiyiz. Trump ve sadık Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD’nin küresel stratejisini yeniden şekillendirmeye—ya da daha doğrusu tamamen
Küresel siyasetin gelişen manzarasında, Donald Trump yalnız bir figür değil. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki küresel düzenin yeniden şekillendirilmesi gibi, Trump ve müttefikleri belirsizlik ve öngörülemezliklerle dolu yeni bir paradigmanın temellerini atıyorlar. Ve bu kaosun kasıtlı bir strateji olduğunu saklamıyor. Trump’ın dünya sahnesindeki kendine özgü yaklaşımı dikkat çekici. Düşmanca tutumu, tehditleri ve ani kararları, bir karmaşa









