Türkiye’nin ekonomi ve dış politika sorunları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hükümetine duyulan güven eksikliğiyle artıyor.Hemen akla gelen birkaç örnek verilebilir.TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski geçtiğimiz hafta ABD’de hem ekonomi hem siyaset çevreleriyle bir araya geldi, Türkiye’yi konuştu. Sonunda yaptığı değerlendirme iki ülke arasındaki sorunları “karşılıklı güven eksikliği” olarak özetliyor. Karşılıklı güven eksikliğini gidermeye odaklanılmasını istiyor. Ama bir
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Temel Kotil, 10 Kasım 2021 günü CNN Türk televizyonunda yayınlanan Tarafsız Bölge adlı programa katılarak şirket ve projeleri hakkında önemli açıklamalar yaptı. Kotil, başta Milli Muharip Uçak (MMU) olmak üzere TUSAŞ’ın yürüttüğü pek çok projeye dair önemli bilgiler verdi.MMU, bir süredir Türkiye’nin ABD ile yaşadığı F-35 krizinden
Çanakkale Boğazına köprü projesini ilk kez 1992 yılında duymuştum. O sırada Turkish Daily News gazetesinin diplomasi ve savunma editörlüğünü yapıyordum. Ulaştırma Bakanı Onur Kumbaracıbaşı makam odasında harita üzerinde anlatmıştı. Haritada İstanbul Boğazına üçüncü köprü projesi de görünüyordu ama onun çevresel etki sorunları vardı. Keza İzmit Körfezine, demiryolu da taşıyan köprü geçişi projesini de Kumbaracıbaşı ayrıntılarıyla
Aralarında YetkinReport’un da bulunduğu gazetecilere konuşan bir ABD’li yetkili, Türkiye’nin NATO müttefiki ABD’nin 40 yeni F-16 savaş uçağı ve 80 güncelleme takımı satın alma talebiyle ilgili müzakerelerin önümüzdeki ay, Aralık ayında Ankara’da başlayacağını söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, F-16 görüşmeleri F-35 görüşmelerinden tamamen ayrı ele alındığını, çünkü Türkiye’nin F-35’e dönüş kapısı artık kapandığını ve görüşmelerin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden’la 31 Ekim Roma görüşmesinin anlamı ve sonuçlarına gelmeden önce iki haberi paylaşmamız gerekiyor, manzarayı daha geniş açıdan görebilmemiz açısından.Birincisi, Biden’la görüşmenin bugün İngiltere’nin Glasgow şehrinde başlayan İklim Zirvesi çerçevesinde yapılacağı duyurulmuştu. Hatta bunu söyleyen de Azerbaycan dönüşünde Erdoğan olmuştu. Oysa Erdoğan’ın İklim Zirvesine katılmayacağı, Glasgow’a gitmeyeceği 30 Ekim’de
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan on batılı ülke büyükelçisinin istenmeyen kişi ilan edilip Türkiye’den gönderilmesi için Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na talimat verdiğini söyledi. Erdoğan, büyükelçilerin Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istemesini Türkiye’nin iç işlerine müdahale sayan Erdoğan “Burası Türkiye, kabile devleti değil” dedi. Erdoğan’ın istenmeyen kişi ilan edilmesini istediği büyükelçiler listesinde ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, Danimarka, İsveç, Norveç,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni bir sınır ötesi harekâtının daha işaretleri verilirken, Suriye’de giderek derinleşen krizin Türkiye için maliyeti her geçen gün artıyor. Sorunun çözümü konusunda ise ufukta bir ümit ışığı gözükmüyor. Bundan birkaç yıl önce okuduğum bir BM raporunda, Suriye’nin, iç savaş öncesindeki fert başına milli gelir seviyesine ulaşabilmesi için, ülkede yeniden barış sağlanmasından itibaren
Türkiye’nin ABD’ye 40 yeni F-16 uçağı ve 80 güncelleştirme takımı almak için başvurduğu açıklandı. ABD, Türkiye Rusya’dan S-400 hava savunma füzesi aldığı için ABD tarafından F-35 programından çıkarılmış, parasını ödediği uçaklara el konulmuş ve yaptırımlara maruz kalmış durumdayken yapılan bu talep ilgilenenleri şaşırttı. Oysa Türkiye’nin ABD’den mevcut koşullarda yeni F-16 alımı için başvurması hem ABD
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in davetlisi olarak 29 Eylül’de Soçi’de yaptığı görüşmeyi stratejik önemde, yani iki ülkenin bundan böyle birbirleriyle ve bölgelerindeki ilişkileri etkileyecek önemde saymak gerekiyor. İki lider 2 saat 40 dakika sürdüğü açıklanan görüşmeden sonra basın toplantısı yapmamış olsa da görüşme öncesi söylediklerinin satır aralarını görüşmenin yapıldığı koşullarla birleştirince Erdoğan-Putin









