ABD-İsrail ittifakının lider kadroları öldürünce rejimin kısa sürede devrileceği hesabıyla kısa süreceğini tahmin ettiği İran savaşı dördüncü haftasına girdi. Savaş kısa sürseydi, hedeflenen yeni İran rejimin zaten ABD ile iyi geçineceği garanti sayıldığından Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerle petrol ve doğal gaz akışını da aksatmayacaktı. Hesaplar tutmadı. 21 Mart Nevruz Bayramı’na kadar biteceği hesaplanan savaş, Nevruz günü
Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde İran savaşındaki gelişmeleri görüşmek üzere 18 Mart’ta toplanan “bölge ülkeleri” dışişleri bakanlarının yayınladığı ortak bildiri, ileride İsrail’in zaferi olarak anılacak türden. Bildiride İsrail’in adı geçen tek cümle, o da Lübnan’a saldırılarından dolayı kınandığı cümle; o da Türkiye’nin zoruyla konulmuş. Bu cümle, bildiride Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da imzasının bulunmasını
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMD) 18 Mart’ta yayınladığı bildiriyle son iki gündür sosyal medya ve siyaset dünyasında süren Türkiye’nin ABD-İsrail ittifakının İran saldırısına taraf mı olduğu tartışmalarına yanıt verdi. DMD Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 17 Mart’ta yayımlanan ve Türkiye’nin kendi üzerinden transit silah, cephane ve askeri malzeme ticaret rejimini değiştiren kararıyla “İsrail’e lojistik sağlayacağı veya yabancı
İlber Ortaylı “Hocayı” 16 Mart 2026 günü uğurladık. O’na “Türkiye’nin Hocası” unvanı yakıştırılıyor. Çok yerinde bir sıfat. Vefatının ülke çapında yarattığı üzüntü onun bu mertebesini teyit etti. Evrensel düzeydeki üstün akademik başarısının ötesinde, kendi şahsında Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bir fikir ve duygu sentezini ifade ve temsil ediyordu. Toplumsal bilinç ve vicdanımıza sevecen ve bir o
ABD’nin Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joseph Kent, 17 Mart’ta Başkan Donald Trump’ın İsrail baskısıyla ülkeyi İran’la savaşa soktuğunu söyleyerek görevinden istifa etti. Joe Kent, X hesabından yayınladığı istifa mektubunda, da asker olan eşinin 2019’da bir DEAŞ (IŞİD) saldırısında öldürülmesine yol açan Suriye iç savaşını da “İsrail tarafından üretilmiş bir savaş” olarak niteledi. Kent’in
Aslında savaşın ilk haftasından itibaren ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in zorlamasıyla giriştiği İran savaşından çıkış yolu aramaya başladığı 9 Mart’ta yaptığı konuşmada açığa çıkmıştı. Trump konuşmasında, herkesi hayretler içinde bırakarak, İran’a savaş kararı almasını en yakın yardımcılarının verdiği bilgilere dayandırıyor, adeta “başkomutan” sorumluluğunu paylaştırmak istiyordu: • “Durum çok hızlı bir şekilde kritik noktaya yaklaşıyordu. (…)
ABD’de İran yaptırımlarını delme suçlamasıyla açılan Türkiye Halk Bankası (Halkbank) davasında yeni bir aşamaya gelindi. ABD Adalet Bakanlığı ile Banka arasında 9 Mart’ta varılan “Ertelenmiş Kovuşturma Anlaşması (Deferred Prosecution Agreement – DPA) ile davanın düşürülmesinin önü açıldı. Kararın ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaş sürerken alınması ile davanın yaptırım altındaki İran ile açıklanamayan ticari ve
ABD ve İsrail 28 Şubat sabahı karşı, İran’a yönelik büyük bir saldırı başlattı. Saldırının daha ilk gününde İran’ın “Yüce” (dini) Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğü açıklandı. On gün kadar sonra, 9 Mart’ta din adamlarından oluşan Uzmanlar Meclisinin yerine oğlu Mücteba Hamaney’i getirdiği ilan edildi. Şahin görüşleriyle tanınan ve İran’daki radikal dinci Türklerin yanı sıra Irak
Savaşlar çoğu zaman silahlar sustuğunda bitmez. Çoğu durumda asıl hesaplaşma hemen sonrasında başlar, daha acımasız ve maliyetlidir — mahkeme salonlarında, tahkim panellerinde ve uzun süren finansal müzakerelerde. Avukatlar sahaya inerler. nKörfez’de kritik enerji altyapısı, limanlar ve ticari gemiciliğe yönelik saldırılarla tırmanan son çatışmalar, zamanla uluslararası tazminat davalarının uzun ve karmaşık bir zincirini tetikleyebilir. Eğer sorumluluk
İran’ın 4 Mart’ta Milli Savunma Bakanlığının Türk hava sahasına yönelmişken “Doğu Akdeniz’deki NATO unsurlarınca” imha edildiğini açıkladığı füzesini Türkiye’ye atmadığını söylemesi olaya yeni bir boyut kattı. Bakanlıktan sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, ayrıntı vermeden, Türkiye’nin NATO müttefikleriyle birlikte her türlü önlemi aldığını söylemekle yetindi. CHP lideri Özgür Özel, “Hatay’a yönelen” füzeyi NATO düşürmeseydi facia yaşanabileceğini









