1950’de Cumhuriyetin ilk çok partili seçiminde iktidara geldiğindeki hedeflerinden biriydi Türkiye’yi “Küçük Amerika” yapmak. “Her mahalleden bir milyoner” çıkacak, ABD’nin yaşadığı zenginliklere Rusya’daki -o zamanki- komünist rejimle mücadelesine katılarak biz de erişecektik. Tıpkı şimdi Donald Trump’ın Meksika Körfezinin adını Amerika Körfezi ilan etmesi gibi Türkiye’deki turistik lokantalarda kırk yıllık Rus salatasının ismi silinip Amerikan salatası
Tüm tahminleri alt üst etti, suikast girişiminden, onlarca mahkeme iddianamesi ve mahkumiyetinden sıyrılarak 20 Ocak’ta Beyaz Saray’daki tahtına oturdu “Sultan Trump.” Açıkladığı ilk başkanlık kararları kimseyi şaşırtmadı ama geleceğe dönük kaygıları ve belirsizlikleri artırdı. Trump’ın beni en çok etkileyen beyanı ise, Grönland’ın satılması, Kanada’nın 52. eyalet olarak katılması ve Panama Kanalı’nın devredilmesi gibi uluslararası hukuk
Amerikan Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Michael Erik Kurilla, Suriye’yi ziyaret ederek bölgedeki ABD askerleri ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) liderleriyle bir araya geldi. Ziyarette SDG lideri Mazlum Kobani ile görüşen Kurilla’ya, Birleşik Ortak Görev Gücü Doğal Kararlılık Harekatı (CJTF-OIR) Komutanı Tümgeneral Kevin Leahy ve Birleşik Özel Operasyonlar Ortak Görev Gücü-Levant (CSOJTF-L) Komutanı Tuğgeneral Michael
Ülkeler zaman içinde genişlemiş, birleşmiş, küçülmüş ve hatta yok olmuştur. Bugünlerde Amerika Birleşik Devletlerinin seçilmiş ve eski Başkanı Donald Trump’ın Kanada’yı 51. eyalet yapacağını, Grönland’ı satın alacağını ya da tamamen ilhak edeceğini ve Panama Kanalı’nı geri alacağını duyuyoruz. Pek çok kişi bu açıklamalardan endişe duyuyor ve ciddiye alınıp alınmaması gerektiğini sorguluyor. ABD tarihine baktığınızda Trump’ın
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Suriye’nin kuzeyindeki SDG varlığı ile ilgili Türkiye’nin itirazlarını “meşru kaygılar” olarak nitelendirirken, “sorunun çözümü için zaman” istedi. Türkiye ise askeri operasyon seçeneğini masada tutmaya devam ediyor. 8 Ocak’ta Fransa ziyaretinde konuşan Blinken, çözümün “Suriye Demokratik Güçleri’nin, biz savaşçıların ülkelerine geri gönderilmesi ve ailelerinin menşe ülkelerine gönderilmesi için çalışmaya devam ederken,
Suriye’de silahlı muhalif güçler, başkent Şam’a girdiklerini, Baas Partisi rejiminin devrildiğini ve Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın 7 Aralık itibarıyla kaçtığını ilan etti. Reuters haber ajansı, Esad’ın ülkeyi, “bilinmeyen bir yöne” doğru terk ettiğini bildirdi. Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) önderliğindeki muhalif güçlerin rejimi devirdiği açıklamasından kısa süre önce bir açıklama yapan Başbakan Muhammed Gazi El Celali,
Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere dışişleri bakanları Polonya Dışişleri Bakanının ev sahipliğinde 19 Kasım’da Varşova’da toplandı. Bir gün önce AB Dışişleri Bakanları toplantısı vardı. İngiltere artık AB üyesi değil, ama belli ki AB’nin en cüsseli üyeleri, aralarına İngiltere’yi de alıp Rusya’ya karşı bir ortak açıklama yaptı. Varşova toplantısının siyasi-askeri yönden simgesel ağırlığı vardı. 1-
President Tayyip Erdoğan welcomed Donald Trump’s return to the US presidency. During Trump’s previous tenure, he could communicate with him directly and even received White House invitations. Despite Trump’s hostility toward Türkiye during his first term, Erdoğan hopes to turn a new page in US relations during Trump’s second term. However, this new chapter might
İsrail’in önceki Dışişleri Bakanı İsrael Katz kafayı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a küfretmeye takmıştı, cevabını vermek de Dışişleri Sözcüsü Öncü Keçeli’ye düşüyordu. Binyamin Netanyahu, Gazze’yi yerle bir eden Savunma bakanı Yoav Gallant’ı artık yeterince şahin bulmayınca yerine Katz’ı getirdi. Yeni İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın ilk açıklamalarından biriyse “Siyasi bağımsızlığı olmayan büyük milletlerden biri” ve “Yahudilerin doğal
ABD Başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanmasının hemen ardından Türkiye’de sosyal medyada Berat Albayrak ismi TT oldu. Bu iddialara göre Trump kazanınca Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da hemen Trump ile arası iyi olan damadı Berat Albayrak’ı yeniden kabineye almayı düşünmeye başlamıştı. “Laf kaynağından ürer” diye güzel bir deyimimiz vardır ama bu defa “Albayrak geliyor” diyenler ikiye ayrılıyordu.









