Dün Yunanistan’ın önceki maliye bakanlarından, hükümete muhalif ve tekno-oligarkların belalısı Yanis Varufakis X hesabından, Atina narkotik polisinin kapısına dayandığını duyurdu. Aradaki fark onu şafak operasyonuyla gözaltına almamışlar, karakola gelip ifade vermesini istemişler. O da olur, herkes birbirinden kopya çekip el yükseltiyor, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptıklarına baksanıza. Varufakis bu yayını yaptığı sırada Türkiye’de uyuşturucu ve
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 15 Ocak’taki 2025 değerlendirme ve 2026’da Türk dış politikasına bakış konulu basın toplantısından sıcak haber değeri olan birkaç başlık çıktı. Buna göre Türkiye; • ABD’den günü birlik gelen tehditlere karşı İran’a askeri müdahaleye karşı, bölgenin İran’da istikrarsızlığın artmasını kaldırmayacağı kanısında, • Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladıkları savunma anlaşmasına hangi koşullarda
Düşman hiçbir zaman kendiliğinden ortaya çıkmadı. Hep üretildi. İnşa edildi. Hikâyesi yazıldı. Korkusu yayıldı. Sonra o korkunun etrafında ordular dizildi, bütçeler şişti, özgürlükler daraldı, toplumlar hizaya sokuldu. Düşman, tarihin en eski ve en etkili psikolojik silahıdır. Çünkü düşman sadece “öteki”ni tanımlamaz; “biz”i de yeniden kurar. Kimin ait olduğunu, kimin dışarıda kalacağını, kimin konuşup kimin
ABD’nin Venezuela operasyonu üzerinden daha iki hafta geçmeden dünya şimdi de İran’a saldırısı için gerildi. Bir süredir zaten ABD Başkanı Donald Trump’ın ordularına saldırı emri verip vermeyeceği değil, ne zaman vereceği diplomatik camiada konuşuluyordu. Şimdi Türkiye dahil bir avuç ülke, zaten baskıcı rejime karşı üçüncü haftasındaki protestolarda sarsılan İran yönetimini, bazı adımları atmaya ikna
Savcı Muhammet Çağatay Kılıçarslan, 13 Ocak günü görevli bulunduğu İstanbul Anadolu Adliyesinden çıkıyor. Yürüme mesafesindeki Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesine gidiyor. Hâkim Aslı Kahraman’ın odasına çıkıyor. Kahraman’ın daha önce Kılıçarslan’ı ısrarlı taciz nedeniyle şikâyet ettiği ve bu nedenle Emniyet’in kendisine iki koruma polisi verdiği bilgisi var. Ama koruma polisleri hâkimin odasında duramayacağı için ve girişteki güvenlik
Dün, 13 Ocak’ta, TBMM standartlarına göre bile alışılmadık bir gelişme oldu. MHP lideri Devlet Bahçeli, olayların devam ettiği ve öldürülen göstericilerin arttığı İran’daki Azeri Türk (*) toplumuna Meclis kürsüsünden şifreli bir çağrıda bulundu. Bahçeli’nin konuşmasının ana fikri aslında ABD ve İsrail’in bölgemizdeki Siyonist ve emperyalist niyetleriydi. Örneğin, kendi başlattığı terörsüz Türkiye sürecinin Suriye ayağında, SDG’nin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çeyrek asra yaklaşan AK Parti iktidarında çok önem verdiği iki konuda aldığı sessiz sedasız iki büyük yenilgi var. Birisini geçen gün itiraf etti. Her eve en az üç çocuk projesi. Hem de 2025’te ilan edilen “Aile Yılının” bitiminde. İkincisini kimse açmak bile istemiyor. Sigara bıraktırma kampanyası. Erdoğan’ın Yenilgiyi Kabulü Cumhurbaşkanı 11 Ocak’ta
El Kaide’nin 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrası “Hepimiz Amerikalıyız” sloganı öne çıktı. Uluslararası ortam 2000’li yıllara önemli bir kırılma ile girdi. Afganistan ve Irak operasyonları sonrasında “Hepimiz Amerikalı mıyız?” sorusunun zihinlerde yer alması ise şaşırtıcı olmadı. Robert Kagan’ın 2002 yılında bir makalesinde ABD ve AB bağlamında kullandığı “Mars ve Venüs” benzetmesi ile ABD Savunma









