MHP lideri Devlet Bahçeli 14 Nisan’da herkesi ters köşeye düşüren bir çıkış daha yaptı. Bahçeli’nin turpun büyüğünü CHP’nin “kaos peşinde” olduğu yolunda paragraflar dolusu suçlamalar arasına yerleştirdiği görülüyordu. Bahçeli’nin çıkışı CHP lideri Özgür Özel’e vururken AK Partiye, müttefiki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Bir an önce bitmeli” ana fikrinde açık mektup niteliğindeydi. Bahçeli sol gösterip sağ vuruyordu.
Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünist Manifestosundaki “Dünyanın bütün işçileri, birleşin!” sloganını anımsatıyor. Zaten CHP lideri Özgür Özel de tam olarak öyle demiyor. Ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “asıl turplar yolda” diyedursun, 13 Nisan’da Samsun’dan başlattığı Anadolu mitinglerinin ilkinde söyledikleri o kapıya çıkıyor: Türkiye’nin bütün demokratları, birleşin! Özel bir süredir seçmenleri “Baba ocağı” dediği CHP’ye dönmeye
Üniversite yalnızca bir kurum değil, bir vaattir. Düşünceye, özgürlüğe, sorgulamaya ve ortak akla dair bir vaat. Ancak Türkiye’de bu vaat giderek daha fazla sesini yitiriyor. Yükseköğretim sistemi, uzun süredir niceliği önceleyen, liyakati değil bağlılığı ödüllendiren ve kurum kültürünü yöneticinin kişisel tercihleriyle şekillendiren bir yapıya evrildi. Türkiye’de üniversitelerinde sessizce ilerleyen kırılmalar, atama kültürünün gölgesinde şekillenen temsil
DEM Parti Van Milletvekili ve “Terörsüz Türkiye” süreci aktörlerinden Pervin Buldan, sürecin Haziran sonunda başarıyla tamamlanmasının öngörüldüğünü söyledi. Buldan 12 Nisan’da Roma’da düzenlenen Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm Uluslararası Konferansında yaptığı konuşmada PKK’nın silahsızlandırılmasını esas alan sürecin Öcalan’ın özgürlüğünü de getireceğini söyledi. Buldan bu konuda Avrupa’dan destek beklediklerini söyledi PKK’nın kurucu lideri Öcalan ile
İsrail’in dış istihbarat örgütü Mossad’ın değişik Avrupa ülkelerinde uykuya yatırılmış 6 tetikçisi iki gün önceden uyandırılıp Tunus’a gönderilmişti. Bir gün önce İsrail donanmasına ait biri denizaltı olmak üzere iki gemi ve sivil yük gemisi olarak kamufle edikmiş bir helikopter gemisi da Tunus açıklarında konuşlanmıştı. O gece Tunus’ta ıssız bir kumsala kauçuk botlarla sızdılar. Shayatet-13 deniz
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendisine dava açan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davanın 11 Nisanda yapılan duruşmasında seçim bildirgesi niteliğinde bir savunma yaptı. İBB’deki yolsuzluk iddiaları nedeniyle tutuklanıp hükümetçe görevden alınan İmamoğlu’nun, Silivri’de, daha önce siyasi nitelikli Ergenekon-Balyoz serisi “kumpas” davalarından hafızalarda yer etmiş Silivri Cezaevi 2 No’lu duruşma
Bugün 11 Nisan Cuma. Bugün üç Türkiye’ye uyandık. İstanbul’da Ekrem İmamoğlu yargılanıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e hakaret suçlamasıyla karşısına, Ergenekon-Balyoz davalarındaki kötü şöhretiyle Silivri Cezaevi mahkemesinde çıkıyor. Çağlayan Adliyesinde yapılacak duruşmaya kitlelerin akın edeceği endişesi var belli. Duruşma 16 Haziran’a ertelendi; Erdoğan’a karşı “İstanbul’u üç kez kazandığım için tutukluyum” diyen İmamoğlu en azından iki
ABD ile Çin arasındaki artan jeopolitik ve ekonomik gerilim, Soğuk Savaş sonrası kurulan Atlantik merkezli düzenin artık sürdürülemez hale geldiğini gösteriyor. Trump döneminde başlatılan “ticaret savaşları”, Biden yönetiminde daha sofistike ama aynı derecede agresif bir “stratejik rekabet” politikasına evrildi. Bu, sadece gümrük tarifeleri ve teknoloji transferleriyle sınırlı bir çekişme değil; küresel liderliğin, değerler sisteminin ve
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan PKK’nın silahsızlandırılması planı çerçevesinde ilk kez bugün (10 Nisan) İmralı’da PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan ile temasta bulunan DEM Parti heyetiyle doğrudan görüştü. Cumhurbaşkanının Beştepe’deki makamında yapılan görüşmeye DEM Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan’ın yanı sıra MİT Başkanı İbrahim Kalın ve









