Bugün 27 Nisan. Akkuyu Nükleer Enerji Santralinin açılış töreni dense de ilk yakıt transferi yapılıyor. Bir dönüm noktası: Rusya’nın kendi toprakları dışındaki ilk nükleer santralinin Türkiye’de 6-7 ay içinde elektrik üretimine başlaması öngörülüyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in bu törene katılmasını çok istedi. Biraz da Türkiye’nin ikinci yüzyılına nasıl gireceği bakımından bir
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 19 Nisan akşamı Ankara’daki İran Ordu Günü davetinde üç tuğgeneral ile temsil edilmesi doğrusu benim için gecenin sürpriziydi; yüksek düzeyde katılım sayılırdı. Aralarında en kıdemli olan Millî Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürü Hurşit Ağırcan konuşmasında “bölge ülkelerinin, özellikle komşuların birlikte çalışma” zorunluluğunu vurguladı. İran Büyükelçisi Mohammad Farazmand ise İran İslam Cumhuriyetinin ABD
NATO’nun Ukrayna istilasına karşı Rusya’yı durdurmak için yaptığı olağanüstü 24 Mart toplantısının bitiminden birkaç saat sonra Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konser salonundaydık. Baba Rus, anne Ukraynalı piyano sanatçısı Alexander Romanovsky, Özbek Şef Aziz Shokhakimov yönetiminde Tekfen Filarmoni Orkestrasının eşliğinde Rahmaninov’un 2 numaralı Piyano Konçertosunu çalıyordu. Konserin geliri Unicef’in Ukrayna Acil Durum Fonuna aktarılacaktı.Arada Romanovsky ile
Ankara Rusya’nın Ukrayna’yı istilasında ateşkes sağlanabilmesi ve Türkiye’yi de tehdit edecek şekilde etrafa sıçramaması için devrede. Ancak ne Türkiye ne de diğer ülkelerin çabaları Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i yumuşatabiliyor.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 6 Mart’ta 1 saatlik telefon görüşmesinde Putin’i ateşkes ve insani koridor çabasına ikna etme gayreti de “Ukrayna Rusya’nın taleplerini kabul etmeden olmaz” duvarına
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya’nın istilası altındaki Ukrayna için “Bizden biri. AB’de görmek istiyoruz” dedi. Leyen’in de kürsü aldığı Avrupa Parlamentosu’nun 1 Mart oturumuna video ile bağlanan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelensky ise Avrupa’nın Ukrayna’nın yanında olduğunu, Ukrayna’yı üye alarak kanıtlamasını istedi. Aynı gün Ankara’da konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise “Ukrayna’ya gösterdiğiniz
Siyaset dünyasının Davos’u sayılan Münih Güvenlik Konferansı bu yıl Türkiye’nin haber gündemine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir panelde konuşmacı olması nedeniyle girdi. Gerçi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da oradaydı, önemli temaslarda bulundu; birazdan geleceğiz. Keza Konferans’ın “Öğrenilmiş Çaresizliği Aşmak” başlığının ne anlama geldiğine de birazdan değineceğiz. Ancak kamuoyunun ilgisini çeken konu, önümüzdeki
Fatih Ceylan (*) Hasan Göğüş (*) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Ocak’taki Arnavutluk seyahatinden dönüşünde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceğine dair yaklaşımları “gerçekçi bulmadığını söyledi. Bu ifadeyi Kırım’ın ilhakını “Rusya Ukrayna’ya çöktü” diyerek tanımlamasıyla aynı yanıt içinde kullandı. Rusya’nın işgale kalkışması için “dünyadaki durumu ve kendi durumunu gözden geçirmesi gerekir” dedi. Bununla Türkiye’nin Ukrayna konusunda NATO kararlarıyla
Erdoğan içi çay dolu “çevre dostu” torbaları Cumhurbaşkanlığı otobüsünün üzerinden aşağıya atarken, sunucu “Cumhurbaşkanımız size en iyi bildiğiniz şeyi ikram ediyor” diye anons ediyordu. Neredeyse bir haftada iki sel felaketi yaşayan Rize’ye gerçekten de en iyi bildiği şeyler layık görülmüştü: Biraz kadercilik, biraz “fırça”, biraz vaat, biraz çay. Felakete Kıbrıs arası mı? İçişleri Bakanı Süleyman
Gelin olaylara başka açıdan bakalım. Geçen yıl bu zamanları hatırlayalım. Covid-19 salgının ortaya çıkmasıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın beğeni düzeyinde bir sıçrama olmuş, ama bu kısa sürmüştü. İlk aylarda biraz da nazik, saygılı tavrıyla güven veren, öne çıkan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın anketlerdeki beğeni düzeyi bir ara -kısa bir dönem de olsa- Erdoğan’ı geçti.Sonra İçişleri Bakanı









