Yunanistan 2021 yılının ikinci yarısında Fransa ve ABD ile imzaladığı savunma işbirliği anlaşmaları üzerine zafer havasına girmişti. Gerçi özellikle ABD ile imzalanan anlaşma pek zafer sayılmazdı ama Yunan hükümeti kamuoyuna o şekilde duyurudu. Ancak Atina’ya yeni yılla birlikte arka arkaya kötü haberler gelmeye başladı. Zafer nidaları giderek yerini çan seslerine bırakıyor. EastMed projesi ölüm döşeğinde
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden’la 31 Ekim Roma görüşmesinin anlamı ve sonuçlarına gelmeden önce iki haberi paylaşmamız gerekiyor, manzarayı daha geniş açıdan görebilmemiz açısından.Birincisi, Biden’la görüşmenin bugün İngiltere’nin Glasgow şehrinde başlayan İklim Zirvesi çerçevesinde yapılacağı duyurulmuştu. Hatta bunu söyleyen de Azerbaycan dönüşünde Erdoğan olmuştu. Oysa Erdoğan’ın İklim Zirvesine katılmayacağı, Glasgow’a gitmeyeceği 30 Ekim’de
Kıbrıs meselesi ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri başladıkları yıllar itibariyle paralel bir biçimde sürdü ve sonuçta iç içe girift bir hale gelerek bugüne kadar birbirlerini etkiledi. Aslında yarım asrı geçen bu iki konu bir bakıma doğal bir şekilde çözüme doğru gitmektedir. Yıllar boyunca Türkiye AB’ye üye olmak yolundaki gayretlerini sürdürdü ancak karşılıklı hatalar ve başka birçok
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Nasıl bir cumhurbaşkanı?” sorusunu yanıtladı. Edirne’de Muhtarlar Buluşması’nda konuşan Kılıçdaroğlu, adaylık tartışmalarından söz ederek “Bir cumhurbaşkanı arıyorsak önce kafamızda niteliklerini oluşturmamız gerekiyor” dedi. “Ali mi olsun, Veli mi olsun, anketler, şunlar bunlar. Önce ülkesini seven her vatandaşın elini vicdanını koyup şunu düşünmesi lazım. Bu memlekete nasıl bir cumhurbaşkanı olmalı. Asıl
Avrupa Birliği’nin mart zirvesinde belirtildiği gibi, 24 Haziran günü yapılan zirvesinde Türkiye-AB ilişkileri tekrar masaya yatırıldı ama sonuçlara bakılırsa belki bir arpa boyu gittik. Bakış açılarının kolay değişmediğini biliyoruz ama dünya bir yandan hızla dönerken hükümetler birçok alanda olduğu gibi bu konuda da geride kalıyorlar. Zirvede Doğu Akdeniz’deki gerilimin azalmasından duyulan memnuniyet ifade edilirken bunun
Aslında şunu söylemek daha doğru: Kıbrıs görüşmelerinden Avrupa Birliğinin hayalini kurduğu bir sonuç beklemeyin.O tren Kıbrıs Rum topumu 24 Nisan 2004’teki halkoylamasında o zamanki BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan “yeniden birleşme” planına “hayır” dediğinde kaçtı. Dahası Türkiye’ye verilen sözlerin tersine, ödül olarak AB üyesi yapıldı. Hem de Kıbrıslı Türkler istemediği halde onları da
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 6 Nisan’da Ankara’da ziyaret etti. AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in mağduru olduğu protokol kazası ve sonrasındaki beyanatlar, Türkiye-AB ilişkilerine hakim olan havayı bir kere daha gözler önüne serdi. Aralarında birlik ve işbirliğinin sağlayacağı devasa
Kamuoyu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 9 Nisan’da yapılan telefon görüşmesini sadece Türk resmi kaynaklarından öğrenmiş olsaydık, İletişim Başkanlığının iki cümlelik açıklamasıyla yetinmiş olacaktık. Beştepe, iki liderin görüştükleri cümlesi dışında bir de “Türkiye-Rusya ilişkilerini geliştirecek hususlar ve bölgesel gelişmeler ele alındı” bilgisini veriyordu.İlk ayrıntılar önce Rusya’nın yarı-resmi haber ajansı olan
Önce 126 emekli büyükelçinin 1936 Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesinin iptali ihtimaline karşı çıkan -daha önce yayınlanmış- toplu açıklaması yeniden gündeme geldi. Sonda da 103 emekli amiralin bildirgesi. Emekli büyükelçilerin açıklamasına hükümet kanadından o kadar sert bir tepki gelmedi. Yalnızca son Montrö tartışmasının açılmasına -bir gazetecinin sorusu üzerine- vesile olan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, onu demek









