Yakın geleceğimizin nasıl şekilleneceğini belirleyecek dört küresel oyuncu var: ABD, Avrupa Birliği (AB), Çin ve Rusya. “Mahşerin dört atlısı” olarak adlandırdığım bu oyuncular arasındaki ilişkiler, önümüzdeki dönemde dünya düzeninin alacağı şekil bakımından büyük önem taşıyor. Bugün için gelişmeler sürecin çok kutuplu bir dünya düzenine doğru evrilmekte olduğunu gösteriyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 4 Şubat’ta
Türkiye’nin kuzeyinde kara bulutlar toplanıyor. Ama bizim İstanbul ve kuzey bölgelerde yaşadığımız kara kış gibi bir durumdan ötürü değil. Bundan çok daha öte tehlikeli bir durum yüzünden.İlk iki dünya savaşının başlama vuruşunun yapıldığı Baltık-Adriyatik hattı yeni bir boy ölçüşmenin odak noktası halinde. Rusya askerlerini Ukrayna sınırına yığıyor, ABD 1850 askerini acil müdahale için hazır ola
Fatih Ceylan (*) Hasan Göğüş (*) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Ocak’taki Arnavutluk seyahatinden dönüşünde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceğine dair yaklaşımları “gerçekçi bulmadığını söyledi. Bu ifadeyi Kırım’ın ilhakını “Rusya Ukrayna’ya çöktü” diyerek tanımlamasıyla aynı yanıt içinde kullandı. Rusya’nın işgale kalkışması için “dünyadaki durumu ve kendi durumunu gözden geçirmesi gerekir” dedi. Bununla Türkiye’nin Ukrayna konusunda NATO kararlarıyla
Sanki Kazakistan’da serbest seçimle hükümet değişikliği mümkünmüş gibi bütün bölge liderleri “darbe savuşturuldu” demeçleri patlatmaya başladı birbiri ardına. Oysa Kazakistan’da 2 Ocak’ta başlayıp 5-6 Ocak’ta zirveye ulaşan olayları planlı bir ayaklanma dahi saymak mümkün görünmüyor. Belli bir liderliğin bulunmadığı, biriken bardağın otogaz fiyatlarına zam ile gelen son damlayla taştığı bir öfke patlaması. Öfkenin asıl nedeni,
ABD’nin Afrika Boynuzu Özel temsilcisi Jeffrey Feltman 15 Aralık’ta Ankara’daydı. O günlerde Türkiye’nin gözü kontrolden çıkmış döviz kurundan başka bir şey görmüyordu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise bir yandan mali operasyona diğer yandan 16-18 Aralık’ta İstanbul’da planlanan Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesine hazırlanıyordu. Ankara’da Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal’la görüşen Feltman’ın gündeminde de Afrika’nın sıcak noktalarından olan Etiyopya
ABD Başkanı Joe Biden’ın 9-10 Aralık tarihlerinde video konferans yoluyla toplayacağı Demokrasi Zirvesine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı da davet etmiş olsaydı, şimdi, şu günlerde Beştepe tarafından yürütülebilecek psikolojik propaganda faaliyetini hayal edebiliyor musunuz? Bu zirveyi çok önemsediğim için söylemiyorum; küresel ikiyüzlülüğün bir parçası olarak görüyorum. Ama bu günlerde, ABD’nin Erdoğan’ı kabul etmek zorunda kaldığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in davetlisi olarak 29 Eylül’de Soçi’de yaptığı görüşmeyi stratejik önemde, yani iki ülkenin bundan böyle birbirleriyle ve bölgelerindeki ilişkileri etkileyecek önemde saymak gerekiyor. İki lider 2 saat 40 dakika sürdüğü açıklanan görüşmeden sonra basın toplantısı yapmamış olsa da görüşme öncesi söylediklerinin satır aralarını görüşmenin yapıldığı koşullarla birleştirince Erdoğan-Putin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi’de görüşmeye başlamasından hemen önce Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov’un gazetecilere yaptığı bir açıklama, Türkiye açısından sorunlu bir maddenin daha gündemde olabileceğini gösterdi. Bu madde Türkiye’nin Ukrayna’ya Bayraktar TB-2 SİHA satışı.Lenta.ru haber sitesinin TASS ajansına dayandırarak verdiği habere göre, Peskov, Türkiye’nin Ukrayna’ya Bayraktar TB-2 SİHA satışının sorulması
Bu yazının yazılıp yazının yayınlanması ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Cuma namazı çıkışında ABD liderlerinin hiç biriyle Joe Biden ile yaşadığı türden bir “konum” yaşamadığını itiraf ederek, “maalesef bu durumdayız” dedi. Bizler de daha önce hiç bir Türk Cumhurbaşkanının ya da Başbakanının ABD Başkanından istediği yakınlığı bulamadığı için halka böyle şikayetçi olduğunu yaşamamıştık. Üzücü bir durum.









