Türkiye’nin ekonomi ve dış politika sorunları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hükümetine duyulan güven eksikliğiyle artıyor.Hemen akla gelen birkaç örnek verilebilir.TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski geçtiğimiz hafta ABD’de hem ekonomi hem siyaset çevreleriyle bir araya geldi, Türkiye’yi konuştu. Sonunda yaptığı değerlendirme iki ülke arasındaki sorunları “karşılıklı güven eksikliği” olarak özetliyor. Karşılıklı güven eksikliğini gidermeye odaklanılmasını istiyor. Ama bir
AB’nin her yıl üyeliğe aday ülkeler için hazırladığı raporlar 19 Ekim 2021 tarihinde yayınlandı. Türkiye bu konuda en kıdemli olanı. Bugüne kadar ülkemiz için yirmiden fazla rapor hazırlandı. Önceleri İlerleme Raporları adındaydı. Şimdi ise sadece ülke raporları deniyor.Eskiden raporlar yayınlanmadan önce müthiş bir heyecan olurdu. Basın çok yakından izlerdi. Metni kim daha önce elde edecek
Almanya’da 26 Eylül’de yapılan seçimleri Sosyal Demokrat Parti (SPD) adayı Olaf Scholz kazandı. Bundan bir yıl öncesine dek Alman sosyal demokratlarına artık siyaset sahnesinden siliniyor gözüyle bakılıyor, seçimin Hristiyan Demokratların adayı Armin Laschet ile Yeşillerin adayı Annalena Baerbock arasında geçeceği tahmin ediliyordu. Scholz, sadece Alman sosyal demokratların makûs talihini kırmakla kalmamış olabilir. Aynı zamanda Covid-19
Z- kuşağı meselesi Türkiye’de gündemi kasıp kavuruyor. Seçimin hiç gündemden düşmediği ülkemizde ilk kez oy kullanacak 7 milyon seçmenin tercihi seçim sonuçlarını kuşkusuz etkileyecek. Gençlerin oyları meselesi sadece Türkiye’de gündemde değil. AB’nin en sorunlu üye ülkelerinden Polonya’da gençlere yönelik, ‘Otoriter Rejimlere Karşı Akıllı Telefon Devrimi’ konulu çalıştaya konuşmacı ve gözlemci olarak katıldım; izlenimlerimi aktarıyorum.Polonya’da muhafazakâr,
Antroposen dönemle, yani insan çağıyla çok farklı açılardan yüzleşiyoruz. Geçtiğimiz yıldan bu yana yaşadığımız Kovid-19 salgını, Avustralya yangınları, bugünlerde Akdeniz havzasında görülen yangınlar ve Türkiye’nin yaşadığı orman yangınları, seller. Ayrıca, tüm bunların yanında uzun süredir gündemde olan kuraklık problemi. Hepsi insan çağının bize sunduğu maliyet. Birleşmiş Milletler (BM), ülkelerin su, arazi yönetimi ve iklim acil
Ege ve Akdeniz’de 28 Temmuz’da başlayan orman yangınları neredeyse bir haftadır devam ediyor. Yangınla mücadelede iyi sınav veremeyen hükümetin durumu düzeltmek için attığı her adımla yeni bir skandala neden oluyor. Son skandal Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yeni bir skandal attığı her yeni adımla bir skandala daya yol açıyor. Kurul üyesi İlhan Taşçı, RTÜK Başkanı
Avusturya Şansölyesi Sebastian Kurz, 25 Temmuz’da Alman gazetesi Bild’e Afganistan kaçanların sığınması için Avrupa Birliği ülkelerindense Türkiye gibi “komşu” ülkelere gitmesi gerektiğini söyledi. Utanç verici bir beyan. Eminim Almanya’dan İsveç’e dek AB üyesi ülkelerdeki aşırı sağcı, ırkçı partilerin doğal lideri takdirini kazanmıştır Türkiye’yi AB’nin mülteci bekçisi yerine koyan bu çıkışıyla, ama utanç verici.Okuduğumda Nazizmin köklerinin
Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gündemi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile 14 Haziran’daki NATO zirvesi çerçevesinde yapacağı görüşmeye kilitlenmiş durumda. Bu görüşme sadece son yıllarda ciddi krizlerle sınanan Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği açısından önemli olmakla kalmıyor. Nitekim, Erdoğan’ın 13-14 Haziran Brüksel seferinde NATO zirvesi ve Biden görüşmesi dışında önemli ikili temasları da var. Almanya
Günümüzde yaşadığımız olaylar devletlerin yaptıklarının yanlarında kar kaldığını göstermekte. İsrail’in son saldırıları, dünya ne derse desin, ne kadar bağrılıp çağırılsa da hiç kimsenin Filistinlilere yönelik darbe ve yıkıma devam edilmesinin engelleyemeyeceğini gösterdi. İsrail’i en azından yavaşlatabilecek tek ülke Amerika Birleşik Devletleri olayları seyretmeyi tercih ediyor. Hamas, İsrail’i yok etmeye kararlı bir terör örgütü olarak kabul









