Ankara içişleri Siyaset Kulisleri Haber Yorumlar: Ankara’nın siyaset kulislerinden derinlemesine bilgi, analiz ve tahminler veren ancak Ankara’nın ötesinde yerel siyasetin nabzını tutan haber ve yorumlar.
Tunus Kuzey Afrika‘da 12 milyonluk bir ülke. 1574’den itibaren 300 yıldan fazla Osmanlı yönetiminde kaldı. 1881’de Fransızların hakimiyetine geçen Tunus, Habib Burgiba önderliğindeki mücadele sonucunda 1956’da Fransızlardan bağımsızlığını aldı. Burgiba’dan sonraki dönemde Zeynel Abidin Bin Ali 24 yıl iktidarda kaldı. 2011’de Arap Baharı olarak bilinen olayların başladığı Tunus’taki devrim hareketi sonucunda koltuğundan indirildi.Arap Baharı’nın örnek
Havalar sıcak, rüzgâr poyraz olunca Akdeniz’deki Ege’deki ormanlarımızın en ufak bir alevde çıra gibi yandığını çocuklar bile biliyor. Geçtiğimiz aylarda kuzey kutup bölgesinde +38 santigrat dereceyi görüldü, geçilemeyen Kuzey Buz Denizi’nin buzları eridi. Sibirya’nın tundraları günlerce yandı. Neredeyse dört mevsim kar kalkmayan Kanada’nın kuzeyi yandı, tutuştu. Küresel ısınmanın ülkemizin bulunduğu kuşağı, kuraklaştırıp çölleştirme tehlikesi taşıdığı
Yangın sadece ormanlarda, kıyılarda değil, her sahada devam ediyor. Siyasetteki yangın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kabinesindeki koltukların sallantıda olmasıyla Ankara’da bakan-toto oynanmasıyla görünür halde. Dış politika alanındaki yangın da aslında orman yangınları nedeniyle doğal olarak ikinci plana düşmüş kaçak Afgan göçü konusunda. ABD Dışişleri Bakanı Tony Blinken’ın son beyanı, Ankara’yı sıkıntıya soktu. Yoksa bizim son dönemde
Ege ve Akdeniz’de 28 Temmuz’da başlayan orman yangınları neredeyse bir haftadır devam ediyor. Yangınla mücadelede iyi sınav veremeyen hükümetin durumu düzeltmek için attığı her adımla yeni bir skandala neden oluyor. Son skandal Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yeni bir skandal attığı her yeni adımla bir skandala daya yol açıyor. Kurul üyesi İlhan Taşçı, RTÜK Başkanı
Ege ve Akdeniz’deki ormanlar yanıyor, evler, köyler yok oluyor, canlar gidiyor. Ankara’daki yangınsa siyasi; orada da koltuklar bir gidiyor, bir geliyor. Marmaris’te insanlar yangın tehdidi altındayken itfaiye, cankurtaran trafiğini konvoyuyla kesip otobüsten çay paketleri atmasıyla tepki toplayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, acısını kabine üyelerinden çıkarabilir. Bazılarının başı önde çıkacağı toplantının 2 Ağustos’ta yani bugün yapılması planlanıyordu
TEMA bağışlarının hükümete gidip gitmediği en çok sorulan sorulardan. Bekletmeden söyleyelim, Tarım ve Orman Bakanlığına gidiyor ama TEMA’ya haksızlık etmeden ayrıntılarıyla anlatacağım birazdan. Ama önce şu “diğer sorulardan” başlayalım.Örneğin bütün yürütme konularını elinde tutan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, sanki Türk Hava Kurumuna gücü yetmiyormuş gibi itfaiye uçağı filosu olmamasının suçunu nasıl onlara atmasından. Sanki Cumhurbaşkanının gücü,
Türkiye, tarihinin belki de en büyük orman yangını ile karşı karşıya. Yangınlar 28 Temmuz öğle saatlerinde Muğla’nın Marmaris ve Antalya’nın Manavgat ilçelerinde başladı. 29 Temmuz gecesi doruğa ulaştığı sırada Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Türkiye’nin 17 ilinde 58 noktada çıkan yangınlarda o saate dek 5 kişinin öldüğünü, 38 yangının kontrol altına alınmaya başladığını açıkladı.
Korkulan başa geldi. Kurban Bayramı sonrası kovit salgını tırmanmaya başladı. Tıpkı 2021’de olduğu gibi. Kurban Bayramı tatilinin başladığı 15 Temmuz günü Sağlık Bakanlığı verilerine göre koronavirüs nedeniyle 48 ölüm 7204 hasta saptanmıştı. 28 Temmuz günü 76 ölüm ve 22 bin 291 hasta ilan edildi. Artış ne yazık ki devam ediyor. Aşılanma hala ciddi bir sorun
Turizmi açmak için 1 Temmuz’dan itibaren Covid-19 tedbirlerinin kaldırılması ve kontrolsüz “normalleşme” ile birlikte son iki haftada vaka sayıları hızla artmaya başladı. Temmuz ayının ilk haftasında günlük vaka sayısı 5.000’in altına düşmüşken 27 Temmuz’da 20.000’e yaklaştı: resmi verilere göre vaka sayısı 4 haftada 4 kat artmış görünüyor. Vaka sayıları hala yüksek, aşılanma oranı düşük ve
Avusturya Şansölyesi Sebastian Kurz, 25 Temmuz’da Alman gazetesi Bild’e Afganistan kaçanların sığınması için Avrupa Birliği ülkelerindense Türkiye gibi “komşu” ülkelere gitmesi gerektiğini söyledi. Utanç verici bir beyan. Eminim Almanya’dan İsveç’e dek AB üyesi ülkelerdeki aşırı sağcı, ırkçı partilerin doğal lideri takdirini kazanmıştır Türkiye’yi AB’nin mülteci bekçisi yerine koyan bu çıkışıyla, ama utanç verici.Okuduğumda Nazizmin köklerinin









